Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
MUSTAFA ALİ ÖZTÜRK

Yazarlığın Eşiğinde

İnsanın okuma ve yazmayı öğrenmesiyle başlayan yolculuğu, kimi zaman onu bir kelime işçisine, bir anlatı ustasına, yani yazara dönüştürebilir. Bu imkân, hepimizin içinde bir yerde saklı durur. Çünkü düşünmek, hissetmek ve bunları başkalarıyla paylaşmak insana özgü bir çağrıdır; yazmak ise bu çağrıyı cevaplamanın en eski ve en samimi yollarından biridir.

Ne var ki herkes bu çağrıyı duysa da her duyduğunu kâğıda döken kişi “yazar” sayılmaz. Yazarlık, yalnızca kelimeleri peş peşe dizmek değil, onlara bir ruh, bir yön, bir anlam örgüsü verebilmektir. Birikim ister, emek ister…

Bu birikimin ilk basamağı, sık sık söylendiği gibi, iyi bir okur olmaktan geçer. Fakat iyi okurluk, sıradan bir okuma eyleminden çok daha fazlasıdır. Sıradan okur metnin üzerinden yürür; iyi okur metnin içine iner. Eleştirel düşüncenin kazmasını eline alır, satırların arasındaki cevheri arar. Maden işçisinin toprağı eşelediği gibi o da kitapların sayfalarını eşeler. Bulduğu her yeni kelime her yeni ifade, zihninde bir kıvılcıma dönüşür; biriken kıvılcımlar ise zamanla aydınlatıcı bir ışığa…

İyi bir yazar olmanın diğer şartı, yazının vücudu niteliğindeki dile hâkim olmaktır. Dilin kurallarını bilmeden yazmak, pusulasız denize açılmaya benzer: Gidebilirsiniz ama çoğu zaman yolunuzu kaybedersiniz. Dil, düşüncenin giysisidir; giysi ne kadar düzgünse düşünce o kadar net görünür. Bu yüzden yazan kişi, dilin inceliklerini bilmekle kalmamalı, onlarla dost olmayı da öğrenmelidir.

Elbette yazmak bir ihtiyaçtır; her insanın iç dünyasını aralayan bir kapıdır. Ama bu kapıdan geçen herkes yazar sayılmaz. Çünkü yazarlık, sadece hissetmekten ibaret değildir; hissettiklerini başkalarının anlayabileceği berrak bir düzleme taşıyabilmektir. Bir adım öteye geçebilmek, kelimelerin gölgesinden sözlerin özüne ulaşabilmektir.

Kısacası, yazmanın bir raconu vardır: Okumak biriktirir, dil bilgisi yol gösterir, emek ise yazıyı yazarın imzasına dönüştürür. Her satır, bu üçlünün sessiz bir ortaklığıdır. Ve insan, bu ortaklığı sabırla kurabildiği ölçüde, gerçekten yazmaya yaklaşmış olur.

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER