Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
RECEP TOZDUMAN

YARGILAMAYIN! ACELE KARAR VERMEYİN!

Çoğu zaman insan, EKG grafiğindeki gibi aşağı inişlerden korkar, tedirginleşir. “Sorun var” zannına düşer. Asıl tehlike, hiç dalgalanmanın olmamasıdır. Hep yukarıda olmak, hep düz ve sabit kalmak değil; düştüğünde yeniden ritim yakalayabilmektir. Yaşam bilgeliği, acıyı yok saymak değil, onu anlayabilmek ve yoluna devam edebilme sanatıdır. Hayat insana düz bir çizgi vaat etmez. Her inişin ardından kalbin hâlâ attığını hatırlatır: Dalgalanıyorsan yaşıyorsundur. Hayatta hiçbir şey doğrusal değildir. İniş çıkışlar kaçınılmazdır. Bazen ansızın çıkışlar, bazen de amansız inişler yaşanır. Hayat tam bir EKG grafiği gibidir. Düz çizgi = ölüm demektir. Yukarı çıkar, aşağı iner. Bazen ritim hızlanır, bazen yavaşlar. Grafikteki aşağı inişler; korku, endişe, acı, hayal kırıklığı, kayıp…
Yukarı çıkışlar ise; sevinç, başarı, umut, aşkla atan kalpler… Rivayet odur ki:Köyün birinde çok fakir bir yaşlı adam varmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bile onu kıskanırmış. Kral bu at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at benim için bir at değil, bir dost. İnsan dostunu satar mı?” dermiş hep.Bir sabah kalkmışlar ki at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış:
“Seni ihtiyar bunak! Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın.”İhtiyar sakin sakin cevap vermiş:
“Karar vermek için acele etmeyin. Sadece ‘at kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karardır. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay daha başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.Aradan on beş gün geçmeden at bir gece ansızın geri dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş, kendi kendine dönmüş. Üstelik dönerken vadideki on iki vahşi atı da peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler:
“Babalık, sen haklı çıktın. Atının kaybolması talihsizlik değil, adeta devlet kuşu olmuş. Şimdi bir at sürün var!”İhtiyar yine aynı sükûnetle:
“Yine acele ediyorsunuz. Sadece ‘at geri döndü’ deyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Bir kitabın birinci cümlesinin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?”Köylüler bu defa açıkça dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu adam sahiden aptal” diye geçirmişler.Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşüp ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul, uzun süre yatakta kalacakmış.Köylüler yine gelmiş:
“Bir kez daha haklı çıktın. Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın.”İhtiyar:
“Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz. O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı — gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar hâlinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”Birkaç hafta sonra düşmanlar kat kat büyük bir orduyla saldırmış. Kral son umutla eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu hariç köydeki bütün gençleri almışlar.Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş; giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşeceği herkesçe biliniyormuş.Köylüler yine ihtiyara gelmiş:
“Gene haklı olduğun kanıtlandı. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Bizimkiler belki asla geri dönemeyecek. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer…”İhtiyar son kez şöyle demiş:
“Siz hâlâ erken karar vermeye devam ediyorsunuz. Oysa ne olacağını kimse bilemez. Bilinen tek gerçek şu: Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde… Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu kimse bilmiyor.”İnsan hayatında neye odaklanırsa, dikkatini verdiği şeyin iyi ya da kötü olması fark etmeksizin, ona büyütme enerjisi verir; onu bir tohum gibi besler, büyütür. Bu konuda Hz. Mevlana’nın müthiş sözü ne kadar anlamlıdır:
“Dünyada olabilecek her bir olay için misal âleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır.”

Her doğan günde bir hüzün, bin umut vardır. Bir hüzünle uyuyup, bin umutla uyanmak dileğiyle…

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER