Bazı akşamlar vardır; takvim yapraklarında sıradan bir tarih gibi görünür ama bir şehrin ruhunda iz bırakır. Manisa’da yaşanan bu akşam da onlardan biriydi. Kelimelerin ağırbaşlı bir misafir gibi salona girdiği, cümlelerin alkıştan çok sükûnetle karşılandığı bir akşamdı bu.
Edebiyat, çoğu zaman sessiz bir emektir. Bir masanın köşesinde, geceyle baş başa kalmış bir defterde büyür. Fakat nadiren de olsa, o sessizlik sahneye davet edilir. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi’nin düzenlediği Kültür, Sanat ve Edebiyat Ödülleri, işte tam da bu davetiye gibiydi: Yazanın görünür kılındığı, emeğin adının yüksek sesle anıldığı bir vefa çağrısı.
Sahnede okunan her isim, aslında bir hayatın kısa özeti gibiydi. Kimi mısralarla kendini tamamlamıştı, kimi hikâyenin dar sınırlarında geniş dünyalar kurmuştu. Yüz kelimeye sığdırılan hikâyeler, bize şunu fısıldıyordu: Azlık, bazen derinliğin en sade hâlidir. Sanat ve edebiyat, nicelikle değil, yürekte açtığı alanla ölçülür.
Salon, yalnızca kelimelerle dolmadı o akşam. İlahiler yükseldi, ses göğe doğru inceldi. Dombra, uzak bir coğrafyanın rüzgârını taşıdı Manisa’ya. Kudüs bir şiirle dile geldi; bir şehrin acısı, bir insanın sesiyle hepimize emanet edildi. Sanat, yine yaptığı şeyi yaptı: Uzak olanı yakın, ağır olanı katlanılır kıldı.
Bir köşede kitaplar birikti. Bir kumbaraya bırakılan her kitap, yalnızca bir bağış değildi; okunmayı bekleyen bir çocuğa gönderilmiş sessiz bir mektuptu. Çünkü edebiyat, en çok da paylaşıldığında çoğalır. Raflarda eskimez, yüreklerde yenilenir.
Bu ödül töreni, madalyaların parıltısından çok bir düşünceyi hatırlattı: Marifet, iltifata muhtaçtır. Takdir edilmeyen emek, zamanla içine kapanır; oysa görülen, duyulan, anılan söz yeni sözleri doğurur. Belki de o akşam Manisa’da verilen en büyük ödül, yazmaya devam etme cesaretiydi.
Gece bitti, salon boşaldı. Ama kelimeler dağılmadı. Bir şehrin hafızasında, defter aralarında, yarın yazılacak satırların sabırsızlığında kaldılar. Çünkü bazı törenler bittiğinde sona ermez; tam aksine, yazının asıl yolculuğu o an başlar.



Kalemine sağlık hocam çok güzel dile getirmişsin
Teşekkür ederim Erman Hocam.