Beyin bir gemidir; dalgaları düşüncelerden, rüzgârı duygulardan oluşur. Kimileri bu gemiyi bırakır akıntıya, kimileri ise rotayı sabahın ilk ışığında çizer. Çünkü gün doğumu sadece gökyüzünü değil, insanın içini de aydınlatır, yeni bir güne başlayabilmenin mutluluğunu taşır insana. Her sabah gün doğumunu görebilmek Allah’ın elinden uzatılmış bir “devam et” mektubudur aslında.
Buna teşekkür eden, küreğini tutan insandır, kıymetini bilmeyen ise gemiyi akıntıya terk edendir. Hayatın gerçek anlamı, devasa bir hedefte değil, her sabah gözlerini açıp yeniden yön bulma kudretindedir. O an, iç sesinin limanında küçük bir dua etmek gibidir; “Bugün de hayattayım bugün de dümendeyim.”
Fakat denizdeki sessizlik uzun sürmez. Ufukta beliren kara bulutlar vardır: dram, dedikodu, kin ve kıskançlık. Onlar, pusulanı şaşırtmak için uğraşan deniz canavarlarıdır. Kimine göre savaşılacak düşmanlardır, oysa aslında onlar sadece birer sınavdır — odağını koruyup koruyamayacağını ölçen gizli müfettişlerdir. Odağını koruyabilen sabahın huzurunu akşama taşıyabilen bir sonraki gün doğumunu hakkıyla hakendir ezcümle.
Zihin, baktığın açıylayla şekillenen bir merkezdir. Eğer gözlerin fırtınaya sabitlenirse, yönün kaybolur; ama bakışını dingin bir sabaha, nurlu bir ışığa, karşılık beklemeyen bir minnete çevirdiğinde, rüzgâr bile senin lehine eser.
O yüzden her sabah yeniden hatırla: Dümendeki sensin. Gemini fırtınaya değil, ufka sür. Fırtılar gelir geçer her fırtınanın sonu güneşli bir sabaha çıkar bunu asla unutma! Ve her dalgayı, seni biraz daha bilgeleştiren bir öğretmen olarak selamla. Denizdeysen dalgalar bir felaket değil sana zorluklara karşı nasıl mücadele etmen gerektiğini anlatan yol göstericilerdir. Aklına güven duygularına aklın rehberliğinde yön ver. Her sabah güne huzurla başlayabilmenin anahtarı aklın ışığıyla hayata yelken açabilmektir.



YORUMLAR