Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ELİF AKTAŞ

Sınırlar ve Birey Olma Yolculuğu

Bir çocuk ilk “ben” demeye 2 yaşında başlar, böylelikle birey olma yolunda ilk adımını atmış olur. Birey olmak ne demektir? Birey olmak; kendi kararlarını verebilmek, ne istediğini bilen sağlıklı sınırlara sahip olmaktır. Sınırlarımızı çizmeye ise 2-4 yaş evresinde başlarız, hayatımız boyunca devam ederiz. Sınırlar yaşamımızın birçok noktasında bizi korur ve farklı şekillerde çizilebilir. Duygularımızı yansıtmak da bir sınır çizmektir. Duygular birer mesaj taşırlar, bu mesajları bastırırsak yerine iletilemez ve amacına ulaşamazlar. Öfke duygusu bir sınırın ihlal edildiği mesajını, tiksinme duygusu istenilmeyen durum mesajını, korku duygusu ise tehdit altında olduğumuz mesajını taşır. Duyguları belli etmek sağlıklı sınırlar çizilmesinde önemli bir etkendir.

Duygularımızı neden bastırırız? Normal-anormal, doğru-yanlış duygu yoktur. Duygularımızı bir kalıba sokmamalı, benimsemeliyiz. Duyguyu kabul etmek ilk süreçtir. Kabul edilemeyen duygular bastırılarak, yok sayılır. Fakat yok sayılan duygu yok olmaz, kendini farklı pozisyonlarda ortaya çıkartır. Bir balonu denizde en dibe batırmaya çalışırsanız, çok çaba harcayıp kendinizi yorarsınız fakat balon su yüzüne yine de çıkar. Duygularımızı da bastırmak sadece bize zarar verir, günün sonunda  yüzeye çıkarlar. Duygularımızı bastırmamızın bir çok sebebi vardır; güçlü gözükmek, utanmak, çevresel kültürler ve baskılar (erkekler ağlamaz) veya kabul görme ihtiyacı.

Duygular ve sınırlar birey olma yolculuğunun birer parçasıdır. Duygular sınırları, sınırlar birey olmayı oluşturur. Ebeveynler çocukların “hayır” diyemeyen, duygularını bastıran, sınırları olmayan ve birey olma yolculuğunu tamamlayamamış yetişkinler olmamaları için onlara alan açmalıdırlar. Geliştiren ebeveyn olmak, duygularını çeşitli davranışlara döken çocuklara davranışı yüzünden sinirlenmek değil; bu davranışa yol açan duyguya odaklanmaktır. Gelişim evrelerinin ilk çağlarında çocuklar ebeveyni örnek alır, davranışlarını yansıtırlar. Bu dönemde kendi duygularımızı yansıtma biçimimiz çocuğa geçmektedir. Bunu önlemenin ise kolay bir yolu vardır: özeleştiri.

Gelişim evresinin ilerleyen yıllarında çocuğun kendi isteklerini bilmesi, hayat amacını belirlemesi ve kişiliğinin şekillenmesi adına ebeveynlere görevler düşmektedir. Bu evrede en önemli sayılabilecek olan ebeveyn tutumu; ebeveynlerin çocuğa kendi kişiliklerini empoze etmemeleri veya hayallerini gerçekleştirmesi için birer aracı olarak görmemeleridir. Kişiliğin oturmaya başladığı dönem olan ergenlik yıllarında, çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu; yargılamayan ve dinleyen ebeveynlerdir. Çocuğun fikirlerini önemsemeli, kendi kararlarını vermelerinde birer aracı olmalıdırlar. Böylece çocukluk yıllarımızda birey olma yolculuğumuz sağlıklı olarak ilerleyebilir.

Yetişkinlik hayatımızda sınırlarımızın etkilerini günlük hayatınızda fark ediyor musunuz? Sınırlar sayesinde fiziksel, duygusal ya da zihinsel olarak bizi zorlayan ya da yıpratan durumları fark eder ve mesafe koyabiliriz. “Hayır” diyebilmek, kişisel sağlığımızı korumanın ilk adımıdır. “Hayır” demek bazı insanlar için oldukça zor bir durumdur. İstemeden de olsa karşısındaki kişinin duygularını incitmemek için çeşitli durumlarla karşı karşıya kalabilmekteyiz. Sınırları çocukluk yaşantısında keskin çizilememiş “Hayır” diyemeyen bireyler; günlük hayatlarında küçük “Hayır”lar kullanmaya başlayarak, bir şey istediğinde hemen “Evet” demeyerek, bunun bir bencillik olmadığı farkındalığını kazanarak aşabilirler. İlişkilerimizde sınırlarımız saygınlığımızı korumaktadır. Net sınırlar, karşımızdakine “benim neye ihtiyacım var, neleri kabul ederim” bilgisini verir. Belirsiz sınırlar; kırgınlık, öfke ya da istismar yaratırken sağlıklı sınırlar; karşılıklı saygı, anlayış ve güveni besler. Aynı zamanda sınırlarımız zaman ve enerji yönetimimizi kolaylaştırır. Her şeye “evet” demek, bitmeyen bir yorgunluk yaratır. Sınırlar sayesinde önceliklerimizi bilir, kendimize ve sevdiklerimize kaliteli zaman ayırabiliriz.

Birey olma yolculuğu, sadece kendi seçimlerimizi yapmak değil; aynı zamanda kendimizi ve sınırlarımızı tanımakla başlar. Sınırlar, bizi çevremizden ayıran duvarlar değil, kimliğimizi şekillendiren çizgilerdir. Sağlıklı sınırlar koyabilmek, kendimize olan saygımızın ve iç huzurumuzun en temel göstergesidir. Unutmayalım ki, kendi sınırlarını bilen ve koruyan bireyler, hem kendilerine hem de çevrelerine değer katar. Bu yüzden, sınır koymak bir vazgeçiş değil, özgürlüğe ve gerçek benliğe açılan bir kapıdır.

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER