Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
NAZLI AZEKEN

Yalan nedir?  Etkileri Nelerdir?

Yalan; aldatmak maksadıyla, gerçeğe aykırı olarak söylenen, doğru ve gerçek olmayan, uydurma, çarpıtılmış asılsız sözveya her türlü yanıltıcı bilgi olarak tanımlanabilir. İnsan ve toplum ilişkilerinin en sinsi düşmanıdır. Kimi zaman korkudan, kimi zaman da bir kişisel menfaat uğruna söylenir. Ama kökeni her zaman aynıdır: gerçeğin inkârı.

Gerçekler bazen belirli bir menfaati sağlayan görüş ya da fikri kabul ettirmek için bilinçli olarak çarpıtılır. Tarihte bunların sayısız örneklerini bulmak mümkündür: Kimi zaman belirli ideolojileri kabul ettirmek için etkili ve sonuç veren bir silah, kimi zaman suça tepkileri baskılamak için bir koruma kalkanı, kimi zaman da çok etkili bir manipülasyon aracıdır. Söylenişi kolay olsa da kullanıldığı yerlerdeki her türlü sonuca etkisi yıkıcı ve çok tehlikeli olabilir.

Yalanlar en büyük hırsızlardır: Umutları, emekleri, en değerli hatıraları çalarlar insanların elinden ve gerçekte büyük özverilerle verilmiş mücadeleleri silmeye çalışırlar. 

En büyük zararları güven duygusuna olur: Zamanla ailede, kurumlarda ve toplumsal bağlarda çatlaklar yaratır, arkadaşlıklarda, iş yaşamında duvarlar örer, mesafe ve şüphe yaratarak yabancılaşmayı ve kutuplaşmayı besler.  İnsan ilişkilerinin temel taşlarına zarar verir, köklerle bağları zedelerve her alanda şüphe hakîm olmaya başlar.

Yalan, verdiği zararla olumsuz etkilediği toplumlarla birlikte, söyleyen kişinin kendi iç dünyasını da tüketir. Çünkü yalan aynı zamanda söyleyeni de derinden etkiler: Güven duygusunun yanında, ahlaklı ve etik çerçevedeki erdemli yaşam hakkını elinden alır, vicdanen yorar, zihnini meşgul eder, durumu sürdürmek için başka yalanlara ihtiyaç bırakır ve sonuçta yalnız, güvensiz bir yaşama mahkûm eder. 

Yalanların farklı alanlarda farklı uygulama şekilleri vardır. Bazen bir fikri kabul ettirmek için gerçekle hiçbir bağı olmayan hatta akıl süzgeciyle düşününce mantıkla hiç örtüşmeyecek olan çok büyük bir gerçeğin inkârı olan büyük bir yalan, söyleyen kişiye ve tekrar edilme sayısına göre zamanla kabul görerek, büyük yıkımlara ve çatışmalara neden olabilir.

Bazı durumlarda da renklerle birlikte tanımlanmış olan aşağıdaki gibi belirli kalıplarda türleri vardır. Bunlardan;

✓ Beyaz yalanlar; zararsız ve pozitif etkisine inanılarak kolayca tereddüt etmeden söylenir. Ancak zararsızmış gibi gösterilse de alışkanlık haline geldiğinde, kişideki doğruluk duygusunu köreltir ve kendi iç güvenini zedeler. Çünkü kendisinin söyleyebildiği her yalanı, bir başkasının da ona söyleme hakkı olacaktır.  

✓ Gri yalanlar; niyeti tam olarak belirli olmayan, iyi veya kötü niyetle anlık, öylesine durum kurtarmak maksadıyla söylenen yalanlardır. Dolayısıyla sonucu da düşünülmemiştir ve belirsizdir, beklenmedik çok farklı etkisiz ya da yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

✓ Kara yalanlar; bunlar en tehlikelisidir. Duygusuz, adaletsiz ve katıksız bir bencillikle kasıtlı olarak söylenmiştir. Hatta bazen her aşaması planlanmış, yıkımları ön görülmüş ve en ince ayrıntısına kadar bilinçli şekilde hesaplanmış ve bazen de örgütlü olarak uygulanmıştır. Genellikle bir kişi ya da grubun arzu ettiği bir şeyin elde edilmesi için söylenir. Çok tehlikeli olabilir, derinden ve sinsice uygulanarak büyük yıkımlara neden olur. 

✓ Yeşil yalanlar ise; toplumun çevreci duyarlılığına cevap vererek yanlış veya abartılı iddialarda bulunmaktır. Beyaz yalanların, çevreye uyarlanmış halidir biraz…

Renkleri ne olursa olsun bazı yalanlar kısa vadede krizleriçözebilir ve o an için çözüm sunarak kolaylık sağlamış gibi durabilir. Ancak uzun vadede değerleri, bağları ve karakteri kemiren sessiz ve derinden bir çürümeye neden olurlar. 

Her ne kadar bazen doğru ile yüzleşmek ve süreci atlatmak zor olsa da sonuçta sürekliliği sağlayan sağlam temellerin atılmasını sağlayacaktır. Nihayetinde yalan kolaydır ama kırılgandır, gerçeğin üstüne çekilen ince ama zehirli bir perde gibidir. İlk bakışta masum, hatta gerekli gibi görünse de zamanla güveni aşındırır, ilişkileri çürütür ve insanın içini kemiren görünmez ve altından kalkması ağır bir yük haline gelir.

İnsan kalbi, çoğu zaman yalanı sezebilir. Çünkü yalanın kendine özgü bir dili vardır. Ancak, içine doğru karışmış ve ustaca kurgulanmış öyle yalanlar vardır ki, bunları anlamak için doğru kaynaklardan elde edilecek bilgilere ihtiyaç vardır. 

Doğru dikenlidir, zor yürünür ama yalan, parlak bir uçurumdur. Yakın görünür ama öylesine derindir ki, düştüğünde gerçeğe dönemezsin artık. Ve sonunda insanakendi gerçeğini bile unutturur ve onurlu bir yaşam hakkını elinden alır. 

Nazlı AZEKEN

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER