- Şeriye ve Evkaf Vekâleti, 1920–1924 yılları arasında görev yapmış bir devlet kurumudur.
Osmanlı Devleti’nden devralınan din işleri ve vakıflarla ilgili yapının, milli mücadelenin devam ettiği zamanlar olan Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki karşılığıdır.
23 Nisan 1920’de, TBMM’nin açılmasıyla birlikte kurulmuştur. Amacı;
•Dinî hizmetleri düzenlemek,
•Vakıfları yönetmek,
•Osmanlı’dan kalan dinî-idarî mirası yeni devlet yapısı içinde sürdürmektir.
Şeriye ve Evkaf Vekâleti, üç ana alanda yetkiliydi;
- Din işleri;
•İslam hukuku (şeriat) ile ilgili konular
•Müftülükler ve din görevlileri
•Dinî eğitim ve fetva işleri
- Vakıflar (Evkaf);
•Camiler, medreseler, imarethaneler gibi vakıf mallarının yönetimi
•Vakıf gelirlerinin düzenlenmesi
3. Toplumsal-dinî düzen;
•Dinî hayatın, devlet kontrolü altında yürütülmesi.
İşte bu kurum; 3 Mart 1924’te kaldırıldı. Onun yerine Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Bu karar ile Cumhuriyet’in laikleşme sürecinin en önemli adımlarından biri atılmış oldu.
Aynı gün, milli kurtuluş mücadelesi sürecinde yapıcı etkisini gösteremeyen ve mensupları üzerinde etkisini kaybeden Halifelik kaldırıldı.
Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılmasıyla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile;
• Diyanet İşleri Başkanlığı → Din hizmetlerinden,
• Vakıflar Genel Müdürlüğü → Vakıf işlerinden sorumlu kuruluş olarak belirlendi ve görev ve yetki alanları netleştirildi.
Böylece ülkenin bekası için en önemli adım atılmış oldu; Din işleri siyasetin dışına çıkarılarak, dinin siyasallaşması, gerçek amacından ve bağlamından çarpıtılarak, yanlış tarafların elinde güçlü bir silaha dönüştürülmesinin önlenmesi amaçlandı.
- Tevhid-i Tedrisat Kanunu ise; 3 Mart 1924’te kabul edilen ve Türkiye’de eğitim sistemini birleştiren yasadır: “Tevhid” birleştirme, “Tedrisat” ise öğretim demektir. Yani kelime anlamıyla da “Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu” olarak çevrilir.
- Peki bu kanuna neden ihtiyaç duyulmuştur?
Osmanlı’nın son döneminde eğitim sistemi farklı kurumlar ve içerikler ile parçalı olarak yapılmaktaydı.
•Medreselerde, dinî eğitim verilmekteydi.
•Mektepler adı altında daha az bir nüfusun ulaştığı modern okullar bulunmaktaydı.
•Azınlıklar ve yabancılar için de kendilerine göre müfredatı olan ayrı okulları vardı.
Bütün bu kurumlarda; farklı programlar, farklı müfredatlar, farklı anlayışlar ve farklı dünya görüşlerine sahip nesiller yetişmekteydi. Bu çok başlılıkla; eğitimde birliğin olmaması ve alınan eğitimin çağın gereklerine göre ortak bir temelin üzerine inşa edilememesi, okuma yazma oranlarında denetimsizliğe ve milli bir eğitim ile milli bir şuurun inşa edilmesine engel oluyordu. Dolayısıyla da Devlet otoritesinin ve gücünün zayıflamasına yol açıyordu.
Cumhuriyet yönetimi ise; ulusal, bilimsel, çağdaş, laik ve ortak bir temelin üzerinde inşa edilen, merkezi bir eğitim sistemi kurmak istiyordu. Bu kanunla birlikte; tüm eğitim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Medreseler kapatıldı, eğitim programları devlet tarafından belirlendi, Dinî eğitim devlet denetimine alındı, eğitimde birlik ve merkeziyet sağlandı.
Bu yasa, Cumhuriyet’in laikleşme sürecinin temel taşlarından bir diğeridir. Türkiye’deki modern eğitim sisteminin temelini oluşturur. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Türkiye’de eğitim sistemini tek çatı altında toplayarak, laik ve ulusal bir eğitim düzeni kurmayı amaçlayan, milli kültür, milli şuur ve milli birliğin temellerini atan yasadır.
Bütün bu düzenlemeler, binlerce yıllık devlet tecrübesinin içinden süzülerek, kazançları ve kayıpları değerlendirilerek, milli değerlerin temelini atmak ve milletimize çağın gereklerine uygun koşulları sağlamak ve hatta çağın da ötesine taşıyacak yöntemlerin kurulmasına temel oluşturmak amacıyla yapılmıştır. Bugün bir ateş çemberi içinde olduğumuz bu coğrafyamızda, gücümüzün en önemli kaynağı olan milli birlik, milli şuur ve beraberliğimizin temelinin bu yasalarla atıldığını, emperyalizme karşı mücadelede kazanılan zaferin önemini, çok hayati tecrübelerle idrak ediyoruz.



YORUMLAR