Elleri kınalı yanakları al,
Tütün yaprakları gibi bal,
Şalvarı pullu gömleği işlemeli.
Sevda kokulum al yazmalım.
Papatya bakışlım, yarenim, yarim,
Ceylan gözlüm, sevdasına öldüğüm,
Köyümün en güzel gelini…
Ayağındaki patikler gibi, işledim seni,
Yüreğime gönlüme…
Mevsim güzelim.
Badem ağaçlarının açtığı,
Çiçekler gibi nefes aldığım,
Aşk bahçem
PULLU GELİN HİKAYESİ
Ben hiç köy hayatı bilmeyen biri olarak 20 yaşında Manisa’mızın Yunt Dağı köylerinden biri olan Türkmen Köy’e gelin olarak gittim. İlk başlarda çok zorlandım köy hayatına. Çok çabuk ısındım güzel yüzlü insanlara. Köyde yaşayan insanları tanıdıkça ve yaşantılarını gördükçe bir zaman sonra ben de onlar gibi oldum.
Her şeyden önce köyümüzün insanı çok mütevazidir. Muhafazakar olup milli ve manevi değerlerine bağlıdırlar. Köyümüz hala geleneksel örf ve adetlerini sürdüren harika bir köydür. Düğünlerinde bayramlarında güzel kadınlarımız ellerine kına yakar. Analarımız güzel pullu şalvarlar giyer. Kendi ördükleri renk renk patikleri kışın ayaklarını ısıtmak için giyerler. İşlemeli gömleklerini özel günlerinde giyerler.
Yanakları al al analarımızın tütün yaprakları gibi kokar elleri. Ceylan gibi bakar gözleri. Mevsimlerin en güzeli gibi köy kokulu kadınlarımızı anılarımızı gördüm. Evet hala köyümün güzel anaları Türkmen Köy’de badem ağaçlarının açtığı çiçekler gibi bahar kokulu, bahar gözlüdür.
Köyümün en güzel gelini —o ben oluyorum— şehrin tozundan, pisliğinden, karmaşasından, şehrin hayatından uzak, tertemiz havasıyla, şelalesi üzümüyle, zeytini ve narıyla Türkmen Köyü seviyor.
Elvan Ergene
Manisa Türkmen köyü gelininin kaleminden dökülenler…



YORUMLAR