Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
MUSTAFA ALİ ÖZTÜRK

ZAMANIN AVUÇLARINDAKİ HAYAT

Zaman, insanoğlu için tuhaf bir armağan. Baktığınızda bedava ama değerini ölçmeye geldiğinde asla paha biçilemeyen sanal bir kavram. Hiçbir zaman sahip olunamayan, adeta bize kiralık olarak verilmiş sadece kullanılabilen bir şey. Biriktirilemeyen ama harcanabilen, kaybedildiğinde asla geri dönmeyen tek servet. İnsan, paranın ya da mülkün eksikliğini bir şekilde telafi edebilir; fakat zamanın eksikliğini, hiçbir vakit tamamlayamaz, onu kat’a geri getiremez. Beşer zamanı bir yerde durduramaz, biriktiremez, saklayamaz ve koruyamaz. Zaman sahipsizdir, özgürdür her zaman hiçbir engele takılmadan akıp gider.

Belki de bu yüzden en büyük yanılgımız, zamanın elimizde sonsuza kadar var olacağı kanısıdır. Oysa her gün, görünmez bir kuyumcunun terazisinde altın zerreleri gibi eksiliyor ömrümüz. Ömür her nefeste biraz daha eksilirken zaman devir daimini kimi zaman sessizce kimi zaman da bağıra çağıra devam ettirir. Geçen zaman kaybolur. Bu kayboluş zamanın kıymetini bilmeyen insanlar için sessiz ve fark edilmeyen bir kayboluştur. Ve biz insanlar, bu değerli hazinenin çoğu kez ancak geç zamanlarda arkamıza dönüp baktığımızda ne kadarını boşa savurduğumuzu genelde acı bir şekilde fark ediyoruz.

Şimdi bizim zamanımız. Gelecek henüz gelmemişken, geçmiş ise çoktan kapanmışken, elimizde kalan tek gerçek an, bu an. Anı iyi gözetmeli, gerektiği gibi değerlendirmeli boşa akan su gibi israf etmeden zamanımızı yaşamayı bilmeliyiz. Bunu başarabilirsek sevebileceğimiz bir hayatı kendimize hediye edebiliriz. Seveceğimiz bir hayatı yaratmak için zamanın kıymetini bilip anı doğru yaşayabilmekten daha uygun bir fırsat kesinlikle olmayacak. Çünkü hayat dediğimiz şey, uzun bir geleceğin değil, tekrarlanan küçük anların toplamıdır. Bu küçük anlar belirler hayatımızın kalitesini. Yaşamımızda kaliteli ve bilinçle yaşanmış, hesap edilebilmiş düzenli yaşantılar, geçmişimizden geleceğimize doğru umutla dolu ışıklar tutabilir.

Zaman konusunda şu kaçınılmaz sonucu aklımızdan hiçbir şekilde çıkarmayalım: Bir gün, artık bizim zamanımız olmayacak. O gün geldiğinde geriye sadece kullandığımız, yaşadığımız, sevdiklerimizle paylaştığımız iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış yaşanmış anlar kalacak. İşte bu yüzden zamanın avuçlarımızdan akışına üzülmek yerine, onu sevgiyle yoğurmak, cesaretle harcamak, umutla büyütmek gerek. Çünkü zaman, bize bırakılmış en büyük miras ve biz onu nasıl harcarsak, hayatımızın hikâyesi öyle yazılacak. İnsan için zaman durduğunda hayat da durur, ölüm zamanın tükenişidir. O ana geldiğinizde bir nefeslik ömrünüzü nasıl yaşadığınız gözlerinizin önüne gelir. İşte o hengamede iyi, doğru ve güzel kelimeleri gözünüzün önünde bir yıldız gibi parlasın…

Yazar

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. Geçen gün izlediğim dizi de (star trek deep space nine 3. Sezon 20. Bölüm) Cardassia’lı Garak kahvaltıda hızla yemek yiyen Dr. Bashir’e ”-siz insanoğlu neden hayatı koşarak yaşıyorsunuz diye sordu . Cevabı zamanı kaçırma korkudu olabilir ama yakalayamadım diye hayatı kaçırıyoruz akışına bırakmalı doyasıya yaşamalı
    zamanı . Zaman hakkında başka yazılarda bekliyoruz. Kaleminize sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER