Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
RECEP TOZDUMAN

KÖYÜN DELİSİ

Hayatımızda bazen istediğimiz kişi olamıyoruz. Kişilik, bir günde ansızın oluşacak bir şey değildir. Farkındalık gerektirir. Her gün küçük küçük adımlarla yaptığımız tercihler, zamanla kimliğe dönüşür.

Sağlıkta, eğitimde, davranışlarda, ilişkilerde… Alışkanlık dediğimiz pek çok şey, bilinçsiz seçimlerimizin sonucu değil midir?

Seçimlerin değişirse yönün değişir; yönün değişirse yolun değişir; yolun değişirse kaderin değişir.

Bu hayatta ne istiyoruz?
Nasıl istiyoruz?
Kimden istiyoruz?

İnsan, yaradılışı gereği her yönden güçlü olmak ister. Güçlü olamadığında ise gücü temsil edenlere yönelir; makam sahiplerine, zenginlere, nüfuzlu kişilere yaklaşır ve onlardan beklenti içine girer. İnsan, kendi gücünün farkında olmadığında, yaratılmışlardan isteme durumuna düşer. Ne güzel bir söz vardır:
“Sen çık aradan, kalsın Yaradan.”

Gerçek güç, sonsuz kudret ve zenginlik Allah’a aittir. İnsanlardan onay beklemek, kendi değerini başkalarının yanında ya da gözünde aramak, fazla iyi davranarak sınır koyamamak; tükenmişliğin başlangıcı değil midir? Bu yüzden yönümüzü doğru belirlemek, nerede duracağımızı bilmek, başkalarını memnun etme çabasından çıkmak gerekmez mi? Kendin olmaktan vazgeçme.

Rivayet odur ki:

Bir ağanın, köyünde büyükçe bir konağı varmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş. Çoluk çocuk, kadın erkek, akıllı deli…
“Deli” lafın gelişi değilmiş; gerçekten köyün delisini de davet etmiş. Çünkü hemen her köyde olduğu gibi, o köyün de bir delisi varmış.

Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken ağa, adamlarına:
“Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa alsın.” diye talimat vermiş.

Delinin gözü, bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve:
“Bu atı istiyorum.” demiş.

O at, ağanın gözdesiymiş.
“Hayır.” demiş ağa. “Başka bir şey istesin.”

Deli ısrar etmiş:
“İlla da bu beyaz at.”

Ağa yine:
“Hayır.” demiş, başka bir şey söylememiş.

Ziyafet bitmiş, ayrılık vakti gelmiş. Deli, konaktan melül mahzun bir hâlde ayrılırken kendi kendine bir şeyler mırıldanıyormuş. Bu durum ağanın dikkatini çekmiş.
“Gidin, dinleyin bakalım ne diyor.” demiş.

Deli sürekli şunu söylüyormuş:

“Sen isteseydin verirdi.
Ağa da kim oluyor ki?”

Adamlar, delinin söylediklerini ağaya aktarmış. Bunun üzerine ağa:
“Geri çağırın deliyi ve atı verin.” demiş.

Deliye atı vermişler.

Deli, atın yuları elinde konaktan ayrılırken yine söylenmeye devam ediyormuş. Ağa bu kez:
“Bu defa ne diyor? Gidin, dinleyin.” demiş.

Deli şöyle diyormuş:

“Sen istedin de verdi.
Ağa da kim oluyor ki?”

Yazar

YORUMLAR

5 adet yorum var

  1. Kaleminizin mürekkebi hep böyle hasbihal etsin bizlerle . Seçimlerimizin sonucu yaşamak külli iradenin cüzi iradeye tanidigi bir alan ve iyi ki o alana sahibiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER