Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ESRA KAPILI

Bu Çabanın Bana Anlattığı Bir Şey Var

Hayat bazen büyük sorularla değil, küçük fark edişlerle ilerliyor. Son zamanlarda benim payıma düşen de tam olarak bu.

Üsküdar’da yine yağmurlu bir gün.
Bizim oralarda buna “ahmak ıslatan” derler. Yağmur olduğunu fark edersin ama ne zaman ıslandığını anlayamazsın. Şemsiye açtırmaz, kaçmaya da zorlamaz. Sadece yürürken seni içine alır.

Sahilde adımlarımı hızlandırıyorum. İnsan böyle havalarda ya bir yere yetişmek ister ya da kendinden kaçmak. Ben ikisini de yapmıyorum. Yürüyorum. Çünkü bazen yürümek, durmaktan daha dürüst bir haldir.

O sırada bir dize düşüyor aklıma.
Mehmet Akif Ersoy’un “Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak” şiirinden:

“Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?”

Bu dizeler bir suçlama gibi gelmiyor bana. Daha çok bir kontrol sorusu gibi. İnsan kendine soruyor:
Azmim gerçekten süreksiz mi, yoksa ben mi zaman zaman yüreğimi geride bırakıyorum?

Bir süredir üzerinde çalıştığım bir proje var. Planlıyım. Disiplinliyim. Günlerim belli. Saatlerim belli. Yapmam gerekenler önümde duruyor. Ama şunu fark ediyorum: Bu düzen, bir zorunluluktan değil, bir iç karardan doğuyor. Çünkü ben bu işi “bitmesi gereken bir şey” gibi değil, büyümesi gereken bir şey gibi görüyorum.

Azim, sadece vazgeçmemek değildir.
Azim, bazı günler yavaşlasan bile yönünü kaybetmemektir.

Herkes disiplin konuşur. Ama disiplin çoğu zaman yanlış anlaşılır. Disiplin; kendini zorlamak değil, kendini yarı yolda bırakmamaktır. Yüreğinle yaptığın bir anlaşmadır bu. “Ben buradayım,” dersin kendine. “Bugün de.”

Bazı günler coşku yoktur. Bazı günler motivasyon gelmez. Ama yürek hâlâ oradadır. Sessizdir belki ama çekilmemiştir. İşte o günler, projenin gerçek günleridir. Çünkü hayaller, en çok alkışlandıkları günlerde değil, kimse bakmazken taşındıkları günlerde şekillenir.

Yağmur hızlanıyor. Sahilde insanlar azalıyor. Ben hâlâ yürüyorum. Çünkü şunu biliyorum: Yüreği olan insan, her gün aynı hızda koşmaz ama aynı yöne bakar.

Azim bazen dışarıdan çok sıradan görünür. Bir masa. Bir defter. Bir ekran. Tekrar eden günler. Ama içeride başka bir şey vardır. “Henüz olmadı,” dersin, “ama oluyor.” Bu cümle çok şey taşır. Umudu değil, istikrarı anlatır.

Kendime şunu sorduğum zamanlar oluyor:
“Bu kadar emek neden?”
Cevap net değil belki ama sahici:
“Çünkü içimde yarım kalmasın istiyorum.”

Yarım kalan işler değil, yarım bırakılan niyetler yorar insanı.

Bu yüzden azmimi sorgularken bırakmıyorum. Disiplinimi test ederken kaçmıyorum. Çünkü ben bu projeyi sadece ortaya çıkarmak için değil, kendimle aram açık kalmasın diye yapıyorum.

Yağmur diner mi bilmiyorum. Ama yürümeye devam edenlerin bildiği bir şey var:
Yol, niyetle uyumluysa, hava şartları ikincildir.

Ve belki de asıl soru şu değildir:
“Azmim süreksiz mi?”
Asıl soru şudur:
“Yüreğim hâlâ bu işin içinde mi?”

Benim cevabım net.
Ve bu cevap, beni yarın da masanın başına oturtacak kadar güçlü.

                                                                                                                    Esra Kapılı

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER