Birinci Dünya Savaşı, 1914 Temmuz da başladığında, bir çok Avrupalı sanatçı, insan öğüten bu girdaptan kaçmış ve İsviçre’ye yerleşmiştir. Alman şair ve yazar, Hugo Ball’da bu sanatçılardan birisidir. Zürih’te, 1916 yılında açtığı cafe’de (Cabaret Voltaire), kendisi felsefesine uyan diğer sanatçılar ile bir bildirge yayınlar. Bu bildirgeye, “Dadaizm Bildirgesi” adını verirler. Bu bildirgenin yayınlandığı Cafe’nin bulunduğu Spiegelgasse’de, ileride bir devrimin lideri olacak kişi de yaşıyordu; Vladimir Lenin. Kendisi, bu yeni akımı en yakından takip edenlerdendir.
Peki nedir bu yeni akım?
Özünde sanat akımı olan, özünde bir felsefeyi barındıran bu akım, köklerini romantizmden almıştır. Fikir babası Hugo Ball, Dada’nın, “romantik, dandyist ve şeytani yüzyıl teorilerinin bir sentezi olduğunu” belirtir. Romantizm tarihçisi Isaiah Berlin’e göre, Aydınlanma’ya cephe alan romantizm, “bütün Batı geleneğinin temeline saldıran” bir devrimdir, Batı bilincindeki en büyük dönüşümdür”.Michael Löwy ise, romantizmin “modernliğin, yani modern kapitalist uygarlığın eleştirisi” olduğunu söyler. Modernlikten kasıt, “Sanayi Devrimi’nin doğurduğu, piyasa ekonomisinin hüküm sürdüğü modern uygarlıktır”.
Dada’nın düşünsel temelinin diğer bileşeni Nietzsche felsefesidir. Nietzsche “Tanrı’nın ölümü”nü ilan ederken, Platon’dan ve Hıristiyan ahlakından kaynaklandığını belirttiği Batı metafiziğinin, Batı felsefesinin iflasını vurgulamaktadır. Onun Batı uygarlığını yargılaması, romantizmi tamamlar. Gerek romantik düşünürler, gerekse Nietzsche, Batı’nın bilgi ve hakikat rejiminin çöküşü karşısında yegâne kurtuluş olarak sanatı önerirler.
Nietzsche için “hayat ancak ‘bir estetik fenomen’ olarak bir meşruiyet, anlam ve önem kazanabilir. En hakiki metafizik, sanattır, ona göre.
Platon’dan beri metafiziği yönlendiren -hakikat istenci- olmuştur. Ama şimdi onun yerini -yaşam istenci- almalıdır. Bu da -form verme-dir, sanattır, estetiktir. Sanat hakikatten daha değerlidir. Sonuçta sanat ve felsefe birdir. Zaten Nietzsche de bir “sanatçı-filozof”tur.
Nietzsche düşüncesinde sanat, felsefe olduğu kadar siyasettir. “Tanrı’nın öldüğü”, “hakikat istenci”nin hiçlik istencine tırmandığı bir nihilizm çağında, hayat ve gelecek görüsü, sanatçı filozofların yaratacağı “büyük politika”nın işidir. İnsanları “mükemmel sürü hayvanlarına” dönüştüren modern politikanın değil. Sonuçta denebilir ki, politik sanat yoktur. Çünkü sanat politikadır; yegâne politikadır.
Dada, bu bakımdan, sanata karşı; onu tanımlayan her türlü akla (metafiziğe, epistemolojiye) karşı; onları var eden sergi, müze, tarih, piyasa gibi kurumlara karşı; bunların arkasındaki toplumsal-siyasal rejimlere karşı; her şeye, hatta kendi kendine de karşı, topyekûn bir başkaldırıdır. Bu yüzden, Dada’nın ne olduğuna cevap vermesi de mümkün değildir. “Dada zihnin diktatörlüğüdür ya da zihnin ölümüdür.”
Dada’nın Münih ve Berlin’den gelen kurucuları Nietzsche felsefesiyle yetişmişlerdi. Bu kuruculardan Richard Huelsenbeck’in dediğine göre, hepsi Nietzsche’yi okumuşlardı ama en yoğun okuyan henüz on yedi yaşındayken Nietzsche’yi keşfeden ve 1910’da Münih Üniversitesi’nde onun düşüncesi üzerine bir tez yazmaya girişen Hugo Ball’dı.
Kurucu Hugo Ball şu şekilde özetliyor, hareketin özünü Dadaizm Bildirgesinde;”Dada, yüreklilik, küçümseme, üstünlük, devrimci karşı koyuş; egemen mantığın, toplumdaki hiyerarşinin yok edilmesi, tarihin yadsınması, köktenci bir özgürlük, anarşi, burjuvanın yok edilmesi anlamına gelir.” Bu sanatçılar topluluğu, burjuva ile savaş ve düşünce yoksulluğunu özdeşleştiriyordu. Almanya’da, 1914’te, sanat ve bilim alanındaki aydınların büyük çoğunluğu, Batı kültürü adına, kültürü koruma amacıyla savaşın gerekliliğini savunmuşlardı. Dada hareketi, yaklaşık tüm Avrupa ülkelerinden rejim karşıtı aydınların önderliğini yaptığı bir hareketti; savaşa karşı olmaları, bu aydınları birleştiren en önemli özellikti.
Dada hareketi başladığında, sanatçılarla yakın ilişkide bulunan tanınmış anarşist Mihail Bakunin de bu hareketin içerisinde yer almıştır.
Peki anarşizm neyi tanımlamaktıdır? Toplumsal otoritenin, tahakkümün, erkin ve hiyerarşinin tüm biçimlerini bertaraf etmeyi savunan çeşitli politik felsefeleri ve toplumsal hareketleri tanımlayan sosyal bir terimdir. Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.
Dadaizm akımının etkilendiği ve etkilediği kişiler, sonraki zamanlarda, dünya tarihine büyük etkiler yaratmışlardır.







YORUMLAR