Doğru yada yanlış yoktur. Duygular düşünceler ve eylemler vardır. Duygu ve düşünceler her şeyi yoruma dönüştürür, yorumlarda yargıya dönüşür. Aynı dünyada aynı anda yaşıyoruz ama hepimizin algısı farklı olduğundan yargılarımızda ayrı ayrı değil mi?
Hepimiz bu hayatı hazır olduğumuz zihnimizde canlandırdığımız şekliyle tanımlıyoruz.Dünya bizim ona baktığımız gibi görülür.
Onun için ilahi emirde de denmiştir ki: “Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz.”
Çünkü nasıl yargılarsanız, öyle yargılanacaksınız; ve nasıl ölçerseniz, aynı ölçüyle size de ölçülecektir.
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır.
Her yargı ve yorum bizi tasvir eder. Yargıladıkça yargılanacaksın.
Her düşünce her duygu bizim içimizdeki sesin dışa çığlığıdır.
Dişarda gördüğümüz depremler içimizdeki depremlerin habercisi mi?
Dışarıda gördüğümüz yangınlar içimizdeki yangınların görüntüsü mü?
Tüm bunların müsebbibinin biz olduğunun farkına ne zaman varacağız?
Yargılamadan yorum yapmadan bir hafta yaşamaya niyet edelim bakalım belki o zaman “doğru” ve “yanlış”ın perdesi yırtılır “hakikat” ayan olur.



Aynaniz olmaya ve aynalarima bakıp ilerlemeye devam edelim ozaman sayın hocam