Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
maozturk

EYVAH! ÇOCUĞUM OKULA BAŞLADI

              Birçoğumuzun hayatında kalıcı izler bırakan ilkokul, eğitimin en önemli basamağıdır. İlkokulda  aldığımız değerleri, alışkanlıkları, becerileri, bilgi ve tecrübeleri hayatımızın her alanında olumlu ya da olumsuz yönleriyle yaşarız. Aldığımız eğitimi, hayatın içinde ne kadarını kullanıp kullanmadığımız ise  bu “sürecin” kalitesiyle, uygulayıcıları, dahası “eğitim politikalarıyla” yakından ilgilidir.

               Ebeveyn olarak; çocuğumuzun okula başlama heyecanını yaşar, hazırlıklar yapar, çalışma ortamını hazırlar ve biraz da endişeleniriz. Zihnimizde pek çok “soru” ile “acaba”lar belirir. Son derece yerinde ve haklı endişelerdir. Çünkü eğitim ve öğretim bir insan için hayatî değerdedir. Ömür boyunca kullanacağı değerler manzumesi olan bu süreç ölünceye kadar devam eder.

               Sevgili ebeveynlerimiz! İlkokulda verilecek olan eğitim; çocuğunuza o ana kadar verdiğiniz eğitimin üzerine inşa edilecektir. Ne okul ne de öğretmen bu işin “sihirli değneği” değil, ayrılmaz parçalarıdır. Ve eğitim sadece okula bırakılamayacak kadar önemlidir.

               Bu yazımda, çocuğu ilkokul birinci sınıfa başlamış anne-babalara faydalı olacağını tahmin ettiğim önerilerimi yazacağım.

  • Okulla ilişkileriniz önemlidir. Davet edildiğiniz toplantılara mutlaka katılınız, zamanınız varsa temsil organlarında görev alıp okulun misyonuna olumlu katkıda bulununuz.
  • Sınıf öğretmeninizin yapacağı veli toplantıları; özellikle birinci sınıfta çok önemli ve kıymetlidir. Katıldığınız her toplantıda şu mesajı verirsiniz: “Ben çocuğuma, öğretmenime ve okuluma değer veriyorum!”
  • Velilerimizin toplantılara katılımı, öğretmene şevk ve heyecan verir. Güzel bir dönüttür.
  • Yanınızda mutlaka not defteri ve kalem bulundurup, önemli detayları kısa kısa yazınız. Zaten yapılması gerekli bu alışkanlık ve davranışınız sizi “farklı” kılar.
  • Toplantılarda cep telefonunuzu lütfen kapatınız. (Birinci sınıfın ilk veli toplantısında cep telefonumu kapatır masamın üzerine koyar velilerime hem örnek olur hem de mesaj verirdim.)
  • Eğitim ve öğretim faaliyetleri bir süreçtir. Zaman içinde yerli yerine oturur. “Tez canlı” davranıp öğretmeninizi rahatsız etmeyiniz.
  • Çocuğunuz mutlaka kahvaltı yapmalı, “dengeli beslenme” alışkanlıklarını kazanmalıdır. Beslenme davranışlarını, yemek yerken nasıl davranması gerektiğini bilmeli, görgü kurallarını uygulamalıdır. Bu konuda “ilkeli” davranınız.
  • Çocuğunuzun yapması gerekenleri “asla” siz yapmayınız. Yoksa ömür boyunca hep birilerini arar, sorumlu insan olamaz. Bazı alışkanlıkların yerleşmesi için sadece “rehberlik” ediniz.
  • Günlük ve haftalık temizlik alışkanlıklarının kazanılması için bu dönem önemlidir. Okul öncesi  kazandırmış olduğunuz davranışları pekiştiriniz. Çocuğunuza “olumlu örnek” olunuz.
  • Çantasını zaman zaman kontrol ediniz. Çantasını hazırlamasını, (ileride) ders programına göre araç ve gereçlerini yerleştirmesinin öğretiniz.
  • Yazı araç ve gereçlerini kullanırken temiz, tertipli ve düzenli olmasına yardımcı olunuz. (Kitap ve defter sayfalarını uygun şekilde açmayı, kalem, silgi vb. eşyalarını tutumlu kullanmayı…)
  • Bilgi edinme yollarından bir tanesi dinlemektir. Siz iyi bir dinleyici olun ki o da dinlemesini öğrensin. Çocuğunuz konuşurken onunla göz teması kurarak dinleyiniz. Okullarımızda, öğretmeni dinlememek çok ciddi bir sorundur.
  • İstediğiniz davranışı çocuğunuzda temellendirmenin biricik yolu; örnek olmaktır. Kitap okumayan ebeveyn, çocuğuna olumlu örnek olamaz.
  • Ses (harf) çalışmaları öğretim yılının ikinci yarısının başına kadar devam eder. Bu konuda           (özellikle ses ve hece) bilgi ve tecrübeniz yoksa “çocuğuma yardım edeyim” düşüncesiyle yanlış yapabilir, öğretmeninizin işini zorlaştırırsınız. Bizler sessiz harfleri, önce seslerini vererek öğretiriz.
  • Okul ve aile olarak yaptığımız bir hata da; çocuklarımızı kasım ayı sonuna kadar okuyup yazmaları için yersiz ve anlamsız yarışın içine sokmak, başka okul ve öğretmenlerle kıyas yapmaktır. Bu yanlış davranış, çocuklarımızı yormakta, ömür boyunca kitaptan ve okuma zevkinden uzaklaştırmaktadır. Okuma ve yazmayı iki ayda öğretmek marifet olsaydı dünyanın en çok kitap okuyan ülkesi biz olurduk! Fakat bildiğiniz gibi; okuma, anlama, fen ve matematikte ilk 20’nin içinde bile değiliz. Önemli olan; çocuğunuzun okuma ve yazmaktan zevk alarak doğru davranışlarla bu süreci tamamlamasıdır.
  • Tersi iddia ediliyor ve kaldırılması için kampanyalar düzenleniyor olsa da bitişik el yazısının kullanılması isabetli bir karardı/karardır. El yazısı kullanılması mecbur tutulmadan önce de öğrencilerine bitişik el yazısı öğreten ve kullandıran bir öğretmen olarak öğrencilerimin daha hızlı yazdığını, estetik duygularının geliştiğini söyleyebilirim.
  • Harflerin yazılış yönleri, bir sonraki harfle birleştirme şekilleri önemlidir. Yanlışa düşmemek için öğretmeninizi takip edebilir, muteber kaynaklardan ve görsellerden yararlanabilirsiniz.
  • Ödevin amacı, tekrar suretiyle öğrenmenin pekiştirilmesidir. Öğretmenimiz ödev miktarını iyi ayarlamalıdır. Ödevini yaparken akıttığı gözyaşlarıyla defterini ıslatan öğrenciden okumaya, yazmaya ve ilerideki safhada üretime yönelik gayret beklemek abestir, hayaldir.
  • Sevgili anne ve babalar! Çocuğunuz yazma etkinliğinde isteksiz ise bu etkinliği çeşitlendiriniz. Minik bir kum havuz, küçük yazı tahtası, çubuk ve fasulyeler, ses, hece ve cümleleri farklı renkler kullanarak yazmak amacımıza hizmet eder.
  • Kalemi tutuş önemlidir. Bu konuda titiz olmak gerekiyor. Yanlış tutuş, çocuğumuzun el kaslarını  çabuk yormakta, farkına varılmaz ve düzeltilmezse ömür boyu devam eder.
  • Henüz okumaya geçmedikleri dönemde, okumaya karşı ilgi ve istek uyandırmak için çocuğunuza hikâye ve masal okuyun, resimlerini inceleyin. Dinlediğini anlama etkinliği olarak, okunan veya anlatılan metinle ilgili basit soruları (En çok kimi beğendin? Niçin beğendin? Hikâye nerede yaşanmış? Sen kimin yerinde olmak isterdin? Haydi bu resmi de sen anlat? Dinlediğin hikâyenin resmini yapalım mı? Masalda kimler iyilik yaptı? Sen olsan Keloğlan’a nasıl yardım ederdin?  vb.) sorunuz. Cevap vermeye zorlamayınız.
  • Çocuğunuzu televizyonun, cep telefonunun ve sanal ortamın esiri yapmayınız. Çünkü bu tür çocuklar “edilgen” olurlar. Çocuğunuz daha bu yaşta bilgisayar ve bilgisayar oyunlarına bağımlı ise sınıf öğretmeninizden ve okulunuzun rehberlik servisinden yardım alınız.
  • Okumayı öğrendiğinde; ailece bir okuma saati oluşturun ki sizi örnek alsın. Kitapların; renkli, resimli, harflerinin iri, baskısının kaliteli, olumlu mesaj veren ve sayfa sayılarının az olmasına özen gösteriniz. İleriki safhada, düzenli olarak kitap alışverişine beraber çıkınız ve çocuğunuzun kitap seçimi yapmasını sağlayınız. Seviyesine uygun kitap seçiminde zorlandığında yardımcı olunuz.
  • Mutlaka birkaç tane aylık veya haftalık çocuk dergisine abone olunuz. Bunlardan bir tanesi, hem öğrencilerime hem de kendi çocuklarıma aldığım, o yaş grubuna uygun olarak hazırlanan “Bilim Çocuk” dergisi olsun.
  • Çocuğunuzun yarınlara hazırlanmasında “eğitim” daha önemlidir. Öncelikle “iyi insan” olmalı. Varlıklara değer veren, medeni, yapılan bir iyiliğe teşekkür etmesini, yaptığı yanlıştan dolayı özür dilemesini bilen, doğruluk ve dürüstlük hamuruyla yoğrulmuş “birey” olmalı.
  • İlgi duyduğu alanlarda (müzik, resim, spor, halk oyunları, drama, el becerisi isteyen etkinlikler  vb.) ilerlemesi için imkân ve ortam hazırlayınız.
  • Çocuğunuzla beraber farklı mekanlara giderek sosyal ve psikolojik yönden gelişmesine, insanları tanımasına yardımcı olunuz. Sinemaya ve lokantaya gitmek, görüş derinliği olan doğal ortamları (orman, tabiat ve kent parkları, çocuk oyun alanları, tarihi yapılar, yakın çevreye geziler, hayvanat bahçesi, köy vb.) gezmek gibi.
  • Çocuğunuza karşı (ailece, dede ve nine dahil) kararlı olunuz. Söz verdiğinizde mutlaka yerine getiriniz. Reddettiğiniz istekleri ise sebepleriyle birlikte açıklayınız. Ödüllendirirken, maddi olanlarına sıkça yer vermek, onu her başarıda maddi karşılık bekleme alışkanlığına iter. Oysa, “Seninle gurur duyuyoruz. Bizi çok mutlu ettin. Aferin, tebrik ederim. Senin gibi bir evlâda sahip olduğumuz için çok mutluyum/şükrediyorum.” gibi samimi temenniler de çok iyi birer ödüldür.
  • Çocuğunuzu, işinizi gücünüzü bırakarak dinleyiniz. Gerektiği gibi dinlenmediğini fark ettiğinde; içine kapanır, konuşmak istemez, duygu ve düşüncelerini sizinle paylaşmaz. Yani faturası daha ağır olur.
  • Çocuğunuzun yanında, okul ve öğretmen hakkında olumsuz değerlendirmeler yapmayınız. Değerlendirme yapmak gerekiyorsa; baş başa veya problemin muhataplarıyla yüz yüze yapınız.

           Ülkemiz; ahlâklı, dürüst, insan haklarına saygılı, çalışkan ve üretken bireylerin omuzlarında yükselecektir. 

         “Çocuklarınızı yaşadığımız zamana göre değil, yaşayacakları zaman göre yetiştiriniz.”      (Hz. Ali)

Hüseyin TUNÇAY

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER