Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
GAİUS FLAVİUS DİVİNİUS

Yaşamak: Bir Amaç Yanılgısı / Kaçıncı Defa Bu Kaya?

“Arzu ettiğini elde ettiğinde mesut olacağını zannediyorsun. Yanılıyorsun. Onu elde ettiğinde aynı endişeler, aynı kederler, aynı nefretler, aynı korkular, aynı arzular baş gösterecek. Saadet bir şeyi elde etmekte ve ondan zevk almakta değil, hiçbir şeyi arzu etmemektedir. Zira saadet hür olmaktadır.”
— Epiktetos

Epiktetos ve onun idrak etmeye teşvik eden aforizmalarıyla tanışmasaydım, hayattaki tek amacın attığı zar ile yapabileceklerini kanıtlamak, sonuna kadar gidip her başarıyı yakalamak ve bunu yaparken oportünist, Machiavellist bir biçimde davranmak olduğunu zannediyordum. Bunun bedeli ise çevrendeki herkesin yavaş yavaş gitmesiydi.

Özellikle kitabım çıktıktan sonra inanılmaz bir heves edinmiş, kendimi çok mutlu hissetmiştim. Hedeflerimden birini gerçekleştirmiştim. Fakat birkaç gün, belki birkaç hafta geçince yine aynı ben oldum; aynı sorunlarla uğraşan, aynı düşüncelerle boğuşan kişi. Buradan fark ettim ki başarı dediğimiz şey, insanın amacı değil; sadece küçük bir mesafe kat etmek için kullandığı bir araçtır.

Öyleyse neden yaşamalı?

“Yaşamak havanda su dövmektir.” Belki de bir çember üzerinde ilerleyip hiçbir yere varamamaktır. Belki de bir kayayı zirvesi olmayan bir dağa, mütemadiyen çabalayarak çıkarmaya çalışmaktır. Bu son örnek imkânsızdır; diğerleri ise amaçsızca, pis kokan bir bataklığın başında dönüp duran sineklerden farksızdır.

Amaçsız diyorum; çünkü insan duygularına göre kendini amaçsız hisseder. Oysa aslında, en temel amaca sahip olan yine insandır: yaşamak. Hayvanlar bu anlamda bizden daha “tutarlı”dır. Onlar yaşamak için didinirler ve bu amaçtan sapmazlar. Biz ise yaşamayı reddeder, kendimizi amaçsız ilan ederiz. Baktığımızda “ahmak” dediğimiz hayvanların hepsi bir amaca sahiptir. Bu da onların bizden daha mutlu olabileceğini düşündürür.

Biz ise bitiş çizgisinin yerini, hatta var olup olmadığını bile bilmeden karanlığa doğru koşuyoruz. Volta atıyoruz ve yol boyunca bir an bile durup şunu sormuyoruz: Biz nereye gidiyoruz?

Aslında yaşamdaki amaç, yaşamaya çalışmanın zorluğudur. Fakat biz insanlar bunu yitirdik ve amaçsız, prangalı mahkûmlar olarak kaldık. Bir çemberde sürekli dönen hamster, aslında istediği yere ulaşmıştır. O, yaşamındaki amaca hizmet etmiş ve onu gerçekleştirmiştir. Biz ise o çemberde dönsek bile, amacımızın bu olmadığını zannederek asıl amacımızı kaçırırız. Sonra da kendimize yeni amaçlar üretmeye çalışırken bocalarız.

Montaigne, hâlâ hayranlıkla okuduğum ve düşüncelerimi yeniden filizlendiren Denemeler adlı eserinde şöyle der:
“Biz pek şaşkın varlıklarız: ‘Filanca hayatını işsiz güçsüz geçirdi’ deriz; ‘bugün hiçbir şey yapmadım’ deriz. Bir şey yapmadım ne demek? Yaşadınız ya! Bu sizin yalnız başlıca işiniz değil, en parlak, en şerefli işinizdir.”

Jim Carrey de benzer bir noktaya değinir. Bir ödül töreninde şöyle der:
“Ben iki kez Altın Küre kazanan Jim Carrey’im. Yatmaya giderken sıradan biri gibi yatmam. İki kez Altın Küre kazanan Jim Carrey olarak uyurum. Ve rüyalarımda sadece rüya görmem; üç kez kazanan bir aktör olmayı görürüm. Çünkü ancak o zaman yeterli olabilirim. Ve o zaman bu korkunç arayışa son verebilirim.”

Bu sözler, amaç, başarı ve ihtirasın ne kadar insan uydurması ve ne kadar doyumsuz olduğunu açıkça gösterir.

Benim için yaşamak; evde otururken bir anda dışarı çıkma isteği duyup yürüyüş yapmak ve sonra tekrar eve dönmek kadar sıradan bir şeydir.

Yıllarca tepeye varmak girişimim bir sonuç vermez eminim,

Oyalanıp bir obje ile teşhirli hayatı geriye atma yükseltisi.

Lüzmu yok, zirvede oturmanın asıl tat amaç yolunda,

Nahvetli kral bu yüzden hepimizden daha bilge bir konumda.

— Gaius Flavius Divinus / Sisyphos İle Ticaret

(29.07.2024)

Yazar

  • 2005 yılında Kocaeli’de doğan Eren Akbulut, 14 yaşından itibaren felsefe, edebiyat ve tarihle ilgilenmeye başladı. İlgi alanlarının merkezinde Roma ve Yunan medeniyetlerinin düşünsel mirası yer alırken; Goethe, Shakespeare, Sophokles, Aristoteles, Epikür, Dante ve John Milton gibi isimlerden ilham alır.

    İlk kitabı Öte Dünya Ziyareti, 18 yaşında yalnızca iki haftada kaleme aldığı, Yunan mitolojisini felsefi alegoriyle birleştiren bir şiir kitabıdır. Eser, yazarın seçtiği mahlas olan Gaius Flavius Divinus adıyla yayımlanmıştır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER