Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ESRA KAPILI

Bugünün Kolaylığı, Yarının Pişmanlığıdır

Vicdanınızın kasasında kaç ertelenmiş borç makbuzu birikti? Bu soruyla başlamam tesadüf değil. Çünkü hayat, herkesin bildiği gibi büyük krizlerde değil, küçük, sessiz ve her gün tekrarlanan seçim anlarında şekillenir. Gece yatağa uzandığımda, gözlerimi kapatmadan önce hep aynı sorgulamayı yaparım: Bugün günümü gerçekten verimligeçirdim mi? Neleri daha fazla yaptım ve neleri daha fazla yapabilmek için neleri az yaptım? Neleri erteledim? Bu sorular üzerine düşünmek, aslında yarınki ben‘e ne kadar yük devrettiğimi anlamaktır. Daha iyisi nasıl olurdu? Sadece bu sorunun peşine düşmek bile, kişisel gelişim yolculuğumuzun bir adımıdır.

Bu derin sorgulamadan yola çıkarak, sizi de o zorlu hesaplaşmaya davet ediyorum: Bugüne kadar vicdanınızın kasasında kaç ertelenmiş borç makbuzu birikti? Sabah alarmını susturup uyumaya devam ettiğiniz o beş dakikalık tatlı kaçış, kaçınılmaz bir konuşmayı “Şimdi sırası değil” diyerek ertelediğiniz o hassas an, ya da yapmanız gereken o zorlu çalışmanın yerine seçtiğiniz telefon ekranının parlak ışığı… Bütün bunlar, dışarıdan bakıldığında “masum tercihler” gibi görünse de, aslında ruhumuzun en temel gerçeğini anlatır: “Bugünün ‘yanlış’ kolaylığı, yarının kaçınılmaz zorluğunu bugünden sırtlanmak yerine, onu ağırlaştırarak erteleme sanatıdır.” Bu bir sanat değildir; aksine, gelecekteki, daha yorgun olacak olan kendi benliğimize karşı işlediğimiz sessiz bir ihanettir, bir suçtur.

O anlık tatmin, bize kendini bir nefes alma boşluğu gibi sunar. “Şimdi keyfini çıkar, sonra halledersin,” der içimizdeki o tatlı, aldatıcı ses. Bu ses, sorumluluk kapıda beklerken size konforlu bir yuvaya sığınma hissi verir. Ancak o keyif, tuzu basılmış bir yaradan farksızdır. Anlık bir rahatlama sağlarken, yaranın iyileşme sürecini ve dolayısıyla acının toplam süresini uzatır. Tıpkı her sabah “Bu konuyu akşam konuşuruz” diyerek eşiyle arasındaki gerginliği halının altına süpüren ve iç huzurunu günübirlik harcamaya başlamış bir iş insanı gibi… O anlık erteleme, o günün iş yükünden ya da duygusal yüzleşmesinden kaçışın verdiği geçici hafifliktir. Fakat kişi fark etmez ki, hazzın coşkusu bittiğinde geriye kalan sessizlik, ödenmeyen her bedelin ismini sessizce söylemeye çalışmaktadır. Akşam masaya oturduğunda, halının altından çıkan o gerginlik, gün boyu sırtlanmadığı için artık iki kat ağırlaşmıştır, çözülmesi iki kat zor. Çünkü ertelenen zorluk, sadece bir görev olmaktan çıkar; birikerek korkuya, kaygıya ve tükenmişliğe dönüşür.

Bu döngüdeki en sinsi tuzak, bedelin görünmez olmasıdır. Bir borç gibi elimize fiziksel bir fatura gelmez. Fatura, daha az üretkenlik, daha düşük özgüven, huzursuz bir uyku ve sürekli sırtımızda taşıdığımız tanımsız bir ağırlık olarak kesilir. Unutmamamız gereken kadim bir gerçek var: En ağır yastık, üzerine başımızı koyarken sırtımızdan attığımız sorumlulukların ağırlığıyla yapılan yastıktır. Gece yatağa uzandığımızda, gün içinde yaptığımız yanlış seçimlerin soğuk gerçekliği, uykumuzun arasına sızar. O yastık ne kadar yumuşak olursa olsun, vicdanın alarmı çaldığı sürece huzur bulamayız.

Peki, bu döngü nasıl kırılır? Cevap, ertelediğimiz o zorluğa bakış açımızı değiştirmekte gizli. Zorluğa bugün sarılmak, gelecekteki benliğimize duyduğumuz en büyük saygıdır.Onu ertelemek ise, gelecekteki ‘seni’ cezalandırmakdemektir. Şimdi aldığınız o anlık keyif, yarın ödeyeceğiniz bedeli sadece büyütür; çünkü en ağır fatura, kaybedilen zamanın ve çürüyen iç huzurun maliyetidir.

Sevgili okur, bu satırları yazarken, kendi ertelemelerimi ve omuzlarımdaki makbuz yığınını kendime de hatırlatıyorum. Bu yüzden bu yolda yalnız değilsiniz. Bu yazı, sizi yargılamak için değil, sizde bir farkındalık kıvılcımı oluşturmak için yazıldı. Şimdi derin bir nefes alın ve kendinize sorun: Sırtlanmanız gereken küçük bir zorluk var mı? Onu bugün, hemen şimdi sırtlanın. Gelecekteki kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik, ona ağırlaştırılmış bir borç devretmemektir.

Çünkü hayat size, neyi sızlanarak ertelediğinizi değil; neyi cesurca seçtiğinizi soracaktır. Ve yine unutmayın, Bahanelere Sığınmak Yok.

                                                                                                                                Esra Kapılı

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER