Bağbozumu
Ağustos çok sıcak
Renk cümbüşü her yer
Saçlar uçuşuyor
İçim kıpır kıpır
Şelale sularının köpüğü coşkusu
Yar geliyor tramvayla
Tophane’ye çay içmeye
Saat beş civarı
İkindi ezanı okunuyordu
Cumhuriyet caddesi insan seli
Tramvayda üç beş boş koltuk
Hava serinlemedi hala
Ama içim Uludağ serinliği
Saat altı buçukta mı geleceksin
Tophaneye çay içmeye
Bir damla uyku yok gözümde
Heyecandan çocuk kalbim
Yıldızlar görünmüyor ışıklardan
Sokaktan gelen sesler
Papatya mi severdin gül mü
Kararsız kaldim yine
Kırmızı mı giyeceksin gelirken
Tophaneye çay içmeye
Sabah hafif bir yağmur
Mis gibi toprak kokusu
Mavi tişört krem pantolon
Berberde tras sırası
Cami önünden sıcak simit
Tavşan kanı sıcak çay
Otobüsle mi geleceksin yayan mi
Tophaneye çay içmeye
Seni ilk kitap fuarında görmüştüm
Saçların örülü
Yıldırımda yağmura yakalanmıştık
Şemsiyemizde yok
Sırılsıklam
Tramvayda yerde kalmayınca
Elele merdivenlerden çıktık
Tophaneye çay içmeye
Dilime dolandı bir türkü
“süremedim lavantayı”
İçimde kelebekler uçuşuyor
Şehreküstü’de sela avucumla su içtim
Mesafeler aşkı tutuşturuyor
Haydi gel bir an önce
Tophaneye çay içmeye

