Gazetecilik mesleğinin zorlu yollarından geçerek edebiyat dünyasına adım atan Gazeteciler ve İletişimciler Cemiyeti Başkanı, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği üyesi, Bir Yudum Sıla kitabının yazarı sayın Hakan Özen hem kalemiyle hem de toplumsal duyarlılığıyla dikkat çeken bir isim. Yıllar içinde yerel ve ulusal basında pek çok görev üstlenen, yeni medya kanallarının kurulmasına öncülük eden Özen, aynı zamanda şiir ve edebiyatla da gönül bağını koparmadı. Onunla, yazarlığa giden yolda yaşadığı deneyimleri, edebiyat anlayışını, topluma bakışını ve gençlere dair tavsiyelerini konuştuk.
Mustafa Ali Öztürk: Öncelikle bizimle söyleşiyi kabul ettiğiniz ve bu projeye vereceğiniz destek için şimdiden teşekkür ediyoruz. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Hakan Özen: 1971’de Muğla’nın Ortaca ilçesinde dünyaya geldim. 1989 yılında henüz 18 yaşındayken çalışmaya başladığım basın camiasında ilk yıllarda İzmir Ege Telgraf Gazetesi, İzmir Haberler Ajansı, Çağdaş İzmir Gazetesi, Cumhuriyet gazetesi ve İzmir’in bilinen Radyolarından Can Radyo’da sırasıyla Haber Muhabiri, Haber Müdürü ve Program Yapımcısı olarak çalıştıktan sonra 2000 yılında İzmir’de Objektif gazetesini kurarak basın hayatıma yön verdim. 2005-2009 yılları arasında Gümüldür Belediyesi Basın Danışmanı olarak görev yaptım.
2009 yılında Büyükşehir Belediyeler Kanunu’ndan dolayı Gümüldür Belediyesinin kapatılmasının ardından 2011 yılında gelen davetler üzerine Manisa’ya gelerek basın hayatına Manisa’da devam etme kararı aldım. Manisa’da aralarında Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği’mizin Manisa Şube Başkanı ve 24. Dönem Manisa Milletvekilimiz Sayın Muzaffer Yurttaş’ın ve dört dönemdir Milletvekilliği görevine devam eden Sayın Selçuk Özdağ’da dahil olmak üzere bazı siyasilerin Basın Danışmanlığı görevinde bulundum.
2011 yılında Manisa’nın ilk internet Televizyonu Kanal 45’in kurucusuyum. 2012-2013 yılları arasında Hür Işık Gazetesinde Genel Yayın Yönetmenliği, 2013-2014 yılları arasında Manisa Haber Gazetesinde Haber Muhabiri olarak çalıştım. 2013 yılında haftalık yayın organı Manisa Büyükşehir Gazetesinin kurucusu ve ilk imtiyaz sahibiyim. 2002 yılında Van Başkale’de Şehit olan abim münasebetiyle 2013 yılında Kanunlaşan torba Yasa’daki istihdam hakkından yararlanarak 2014 yılından bu yana devlet memur olarak Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı (Defterdarlığı) personeliyim.

Basınla ilişkimi hiçbir zaman koparmadım. 2014 yılında bir grup Gazeteci ve Yazar arkadaşımla birlikte kurduğumuz Demokrat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı görevimi sürdürüyorum. Son yapılan Genel Kurulda tüzük değişikliğine giderek Gazeteciler ve İletişimciler Cemiyeti adını aldık. Şu an Enpolitik, 5N2K ve Format haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği görevimi sürdürürken aynı zamanda köşe yazılarımla da okurlarımla buluşmaya devam ediyorum. Devlet memurluğu ve Gazetecilik mesleğimin yanı sıra tiyatro eserlerim, öykü denemelerim ve şiirlerimin de yer aldığı kültür-sanat ve edebiyat yönümde bulunmakta. ‘Bir Yudum Sıla’ isimli kitabımla da şiir sever ve edebiyat severlerle buluştum.
Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ve Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Adalet Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalında Yüksek Lisansıma devam ediyorum.
2007 yılında hayatımı yine şahsım gibi Gazeteci kökenli meslektaşım olan Nuran Özen’le birleştirdim ve mucizemiz olarak adlandırdığımız Doğanalp’imizle birlikte üç kişilik bir aileyiz.
Mustafa Ali Öztürk:Yazmaya ve edebiyata olan ilginizin nasıl başladığını anlatır mısınız? Size edebiyatı sevdiren nedir veya kimdir? Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?
Hakan Özen: Çocukluk yıllarımdan itibaren başlayarak hayatın sadece oyunlardan ibaret olmadığını ve yaşarken neden bu dünyaya geldik, insanlık ve değerlerimiz için ne yapmalıyız sorusunu özellikle kendime sorarak ve bunu yaparken de önce kendimiz sonra insanımız ve toplum için ne yapmalıyız arayışındaydım ve bunu yazdığım günlüklerimde, kaleme aldığım şiirlerimde dile getiriyordum. Ortaokul birinci sınıfa başladığım andan itibaren de özellikle Türkçe öğretmenlerimin yazmam konusunda teşvikleri oldu ve onlarım destekleriyle, teşvikleriyle yazılarımı sürdürme kararı aldım. O yaştan bugüne kadar da yazmaya, araştırmaya ve sorgulamaya devam ediyorum.
Mustafa Ali Öztürk: Yazarlık hayatınızda yaşadığınız zorluklar engeller oldu mu? Yazılarınızı kitaplaştırmak zor oldu mu?
Hakan Özen: Özellikle yerel basını temsil eden bir birey olarak bu meslekte yaşanan zorlukları çok iyi biliyorum ve aynı zorluklardan belki de pek çok meslektaşımın yaşadığı zorluklardan daha da fazlasını yaşadım. Bunun nedeni özellikle imtiyaz sahibi olarak çıkardığım yayın organlarında sadece çalışmakla kalmıyor aynı zamanda o yayın organlarını ayakta tutmak için ekstra çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Yerel bir gazete deyip geçmemek gerekiyor. Haberlerinizi yazıyorsunuz, montajını yapıyorsunuz, bunlarla da kalmayıp o yayın organının çıkması için reklam ve abone bulmaya çalışıyorsunuz. Sağolsun tabiki destek veren büyüklerimiz dostlarımız oldu ama şayet yazar kadronuz dışında manevi desteğin dışında maddi bir desteğiniz ve sermayeniz yoksa bunu çoğu zaman tek başına başarmanız gerekiyor.
Bir yudum sıla adlı kitabımın yayınlanma sürecinde çok büyük bir zorluk yaşadığımı söyleyemem. O dönemde en büyük yaşadığım zorluk sanırım beyin yorgunluğu olmuştu.

Mustafa Ali Öztürk: Mutlaka etkilendiğiniz yazar veya şairler vardır. Hangi yazarlar veya şairler sizi en çok etkiledi?
Hakan Özen: İlk kitap okumaya Kemalettin Tuğcu’nun kitaplarıyla başladım. Etkilendiğim yazar ise Uğur Mumcu olmuştu ve büyük üstat Uğur Mumcu’yu mesleğimde idolüm olarak kabul ettim. Sanırım hem Hukukçu hem Gazeteci olmamın temelinde yatan etkenlerden biri de bu oldu.
Mustafa Ali Öztürk: Yayınlanmış eserlerin isimlerini ve kısaca içeriğini anlatır mısınız? Şimdiye kadar yayımladığınız eserlerden hangisi sizin için en özel yere sahiptir? Neden?
Hakan Özen: Bir yudum Sıla. 2007 yılında yayımlanan kitabım o güne kadar yaşamış olduklarımı ve hayata bakış açımı yansıtan bir kitap olma özelliğini taşıyor.
Mustafa Ali Öztürk: Bir eseri kaleme alırken ilhamınızı genellikle nereden alıyorsunuz? Yazarken veya şiir yazarken özel bir ritüeliniz var mı?
Hakan Özen: Ben yazarken ilham geldiğine açıkçası pek katılmıyorum. Yazmak içinizden gelen duygularınızı, düşüncelerinizi, bilinç altınızdakileri ve söylemek, haykırmak istediklerinizi yazıya dökmektir. Ama güzel bir yazı kaleme almak, kelime haznenizin geniş olmasını istiyorsanız yazmadan önce bol bol okumanız gerekiyor.
Mustafa Ali Öztürk: Eserlerinizde sıkça işlediğiniz temalar veya konular nelerdir?
Hakan Özen: Yazmak ve yaşamak. Yani yazılarımda öncelikle yaşadıklarımızdan ve yaşadıklarımdan esinlenerek kaleme alıyorum. Buna ister toplumsal, ister aşk deyin ama yazmadan önce ya yaşamalıyım ya da yaşananları iyi gözlemlemeli, sorgulamalı ve araştırmalıyım.
Mustafa Ali Öztürk: Toplumsal ve sosyal projelerde yer aldınız mı? Daha önce yer aldığınız edebi veya kültürel projelerden bahseder misiniz?
Hakan Özen: Öncelikle Türkiye Dil ve Edebiyat Derneğimizin projelerinde, faaliyetlerinde görev almaya ve bu görevi yerine getirmeye çalışıyorum. Bunun yanısıra Gazeteciler ve İletişimciler Cemiyeti’mizin zaman içerisinde gerçekleştirdiği projelerde arkadaşlarımın da destekleriyle öncülük etmeye çalışıyorum. Örneğin Azerbaycan’dan Azerbaycan Türkü Gazeteci, Gazi kadınlar ve şehit çocuklarını Manisa’ya getirmiş onlara şehrimizi yaptığımız etkinlikler kapsamında tanıtmaya çalışmış. “Tek Millet İki Devlet” kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine yardımcı olmaya gayret göstermiş ve bunu Çanakkale Şehitliğiyle, Kültür ve Turizm Bakanımıza yapılan ziyaretle sonlandırmıştık. Akabinde Azerbaycan Türkü kardeşlerimiz Azerbaycan Diaspora Bakanlığı ev sahipliğinde bizi ülkelerinde konuk etmişlerdi.
Mustafa Ali Öztürk: Katıldığınız etkinlikler arasında sizi en çok etkileyen ya da unutamadığınız bir anı var mı? Aldığınız bir ödül veya plaket varsa bunların sizin üzerinizdeki etkisi nedir?
Hakan Özen: Almış olduğum en önemli ödüllerden biri 27 Mayıs darbesini anlatan bir yazımdan dolayı aldığım basın ödülü.
Bunun yanısıra diğer plaketlerim de var onların arasında Azerbaycan Diasporasından aldığım teşekkür plaketi de benim için çok önemli ve anlamlı…
Mustafa Ali Öztürk: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile tanışmanız nasıl oldu? Dernek hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bu dernek çatısı altında bir projeye başkanlık etmeniz istense hangi proje olurdu? Derneğimizin edebiyat dünyasına ve Manisa’ya nasıl bir değer kattığını düşünüyorsunuz?
Hakan Özen: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi’nin ilk açıldığı günden bu yana içindeyim. Gazeteci ve Yazar olunca, bir de beşeri ilişkilerinizden dolayı dışında kalmak pek mümkün olmuyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği sadece Manisa’mızda değil Türkiye genelinde kendini kanıtlamış, toplum yararına çalışan bir sivil toplum kuruluşu. Bu öncelikle önemli bir başarı. İster Genel Başkanımız Ekrem Erdem, ister Şube Başkanımız Muzaffer Yurttaş ve bundan önce kuruluşunda görev almış yönetimdeki arkadaşlarımız olsun edebiyat adına, kültür en önemlisi vatan, millet adına ne yapabiliriz sorumluluğuyla hareket ediyorlar bu da doğal olarak beraberinde başarıyı getiriyor.
Türk Dünyası bizim için çok önemli olmakla birlikte Türk Birliği’nin oluşumunun temel taşını oluşturuyor. İsmail Gaspralı’nın da ifade ettiği gibi dilde, fikirde, işte birliktelik çok önemli. İnanıyorum ki Türk Dünyası bir gün gelecek tüm Cihanda gerçek yerini ve değerini bulacak. O nedenle Türk Dünyası üzerine bir edebiyat, kültür projesinin gerçekleşmesini çok isterim.
Mustafa Ali Öztürk: Önümüzdeki dönemde üzerinde çalıştığınız yeni bir proje veya kitap var mı? Edebi anlamda gelecekteki hedefleriniz nelerdir?
Hakan Özen: Türkiye’nin yaşadığı sorunların başında terör geliyor ve bence en büyük sorun. Şu an terör ve terörle mücadele üzerine yazmaya başladığım bir kitabım var.
Kültür ve edebiyat dünyasına yazmış olduklarımla ve de eserlerimle katkı sunabilirsem bundan her yazarda olduğu gibi mutluluk duyarım.
Mustafa Ali Öztürk: Yerel veya ulusal ölçekte nasıl bir edebiyat ortamı hayal ediyorsunuz? Mesela Manisalı Yazarlar Buluşması fikri sizce nasıl olmalı
Hakan Özen: Manisalı Yazarlar buluşmasının gerçekleşme düşüncesi bile heyecan ve mutluluk veriyor. Güzel bir organizasyonla da mutlaka yapılmalı. Yapılmasından ziyade nasıl yapıldığı ve ne derece faydalı olacağı da çok büyük önem taşıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Manisa İl Valiliği ve belediyelerinde desteğiyle toplumun her kesimine ulaşılmalı. Bunu yaparsa en güzel şekilde Türkiye Dil ve Edebiyat Derneğimiz yapar diye düşünüyorum.
Mustafa Ali Öztürk: Sizce edebiyatın toplum üzerindeki etkisi nedir? Günümüzde edebiyatın ve şair/yazarların toplumsal rolü nasıl olmalı?
Hakan Özen: Edebiyatın toplum üzerinde çok büyük etkisi var önemli olan burada edebiyatın ve edebiyatçının bu değeri görmesi ve emeğinin, ustalığının karşılığını alması. Çünkü toplum üzerinde üç iletişim türü var biliyorsunuz. Bunlar sözlü, yazılı ve görsel. Bu üç türü bir araya getiren, yaşadıklarımızı kaleme alan, toplumu kendine anlatan en büyük silahın kalem dolayısıyla kültür ve edebiyat olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla Şair ve Yazarlar zaten yazdıklarıyla, söylemleriyle üzerlerine düşen toplumsal rolü yerine getiriyorlar. Tabi bunu yerine getirirken ayrıştırıcı değil birleştirici olmak gerekiyor. Vatanımızın hepimiz için kutsal bir değer olduğunu deyim yerindeyse namusumuz olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.
Mustafa Ali Öztürk: Gençlerin edebiyata ilgisini artırmak için neler yapılabilir? Mesela dijital edebiyat olur mu? Dijital dünyada edebiyat nasıl yapılabilir?
Hakan Özen: Gençleri özellikle sıkmadan edebiyatla buluşturmalı, onların da dahil edildiği programlar düzenlenmeli.
Çağımız teknoloji çağı ve bundan edebiyatta nasibini almış durumda. Bazı sesli kitap ve benzeri uygulamalarla edebiyat zaten çoktan dijitalle buluştu ve bunun daha ileriye taşınması gerekiyor.
Mustafa Ali Öztürk: Genç yazar ve şair adaylarına ne tavsiye edersiniz? Okurlarınıza ve dernek üyelerimize iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Hakan Özen: Gençlere öncelikle bilinçli düşünmelerini, var oluş sebeplerinde kendilerine düşen görevin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koymalarını, sorgulayıp araştırmalarını ve bol bol okumalarını tavsiye ediyorum.
Türkiye Dil Edebiyat Derneği Manisa Şubesinin her bir üyesini ailemin ferdi olarak görüyor ve Allah birlikteliğimize, beraberliğimize zeval vermesin diyorum. Başkanımız ve 24. Dönem Milletvekilimiz öylesine kaliteli ve güçlü bir ekip oluşturdu ki yeter ki bu birliktelik sürsün çok güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum.
Mustafa Ali Öztürk: Hakan Özen’in sözleri, gazeteciliğin getirdiği sorumluluğun edebiyatla nasıl birleştiğini gösteriyor. Toplumsal hafızayı diri tutmayı, kalemiyle değerleri savunmayı ve genç kuşaklara ilham olmayı en büyük hedefi olarak görüyor. Edebiyatı birleştirici bir güç, gazeteciliği ise hakikatin peşinde bir yolculuk olarak tanımlayan Özen, “yazmak ve yaşamak” arasındaki ince çizgide üretmeye devam ediyor. Biz de bu keyifli söyleşi için kendisine teşekkür ediyor, yeni eserlerinde ve yolculuklarında başarılar diliyoruz.
Bu röportajın hazırlanmasında büyük emek ve destekleri olan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi Başkanı Sayın Dr. Muzaffer Yurttaş’a da şükranlarımızı sunuyoruz…

