Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ALİ CAN

ESKİ MABEYN BAŞKATİBİ TAHSİN PAŞA’NIN HATIRALARINDA TARİHİ GERÇEKLİKLER

    Tarihi öğretilerinin birçok kaynağı vardır. Hatıralar da bunlardan biridir. Hatıra okumak oldum olası hep bana keyif vermiştir. Hatıralar sadece kişisel gözlemlerin kaleme alınmasından öte olarak dönem içinde kıymetli bir noktada bulunan kişilerin tanıklıkları, duygu, düşünceleri ve kayda geçirdiği notlar itibariyle çok somut bir kıymet ifade eder. Tahsin Paşa’nın “2. Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları” kitabı da böyle bir yerdedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son devrinde en kilit noktada duran isimlerden birisi olan Padişah 2. Abdülhamid yaptıklarıyla ve yapamadıklarıyla hep tartışmaların merkezinde olmuştur. Tahsin Paşa’nın saray içinde Mabeyn Başkatibi olarak görev alması bu süreci yakından görmek adına ciddi bir tanıklıktır. Bu sebeple kitabı çok önemsedim.

   Oldukça hacimli olan -388 sayfa- kitabın içeriğinin hepsine değinmem mümkün değil. Meraklısı alıp okuyabilir. Benim değinmek istediğim bir nokta var sadece, oraya odaklanmak istiyorum. 2. Abdülhamid dönemi Ermeni meselesi yönüyle oldukça baş ağrıtıcı geçmiştir. Avrupa’nın arkaladığı Ermeniler çeteleşme yoluna gitmiş ve İstanbul’un göbeğinde Cuma selamlığında bomba patlatacak kadar ileri gitmişlerdir. Ne var ki Allah’ın lütfu olarak padişah süreçten yara almadan kurtulmuş ama 26 vatandaş hayatını kaybetmiş, 58 vatandaş da yaralanmıştır. Bu üzücü olaya benzer şekilde Anadolu’nun birçok şehrinde kalkışma ve katliamlara imza atmışlardır. Hep “Ermeniler ne istiyor?” sorusu sorulmuştu. Oysaki onların istediği gayet netti. Bunu da kitaptan iki alıntıyla somut şekilde dile getirelim.

   Pro Ermeniya gazetesinden bir yazı: 15 Şubat ve 1 Mart 1904 tarihli nüshalarında yer alan iki makalede Ermenilerin milli haklarından ve tarihlerinden uzun uzadıya bahsettikten sonra Osmanlı hükümetinden kötülük, Sultan Abdülhamid’den zulüm gördüklerini, son derece bizar olduklarını, bundan kurtulmak ve Ermeni idealini elde etmek için her türlü fedakârlığa katlanmaya karar verdiklerini ve çok yakın zamanda İstanbul’da ve bazı önemli vilayetlerde harekete geçerek ilk planda Hünkar’ın kendisini ortadan kaldırmak ve daha sonra her tarafta çıkaracakları ihtilal ateşi ve karışıklıklarla Avrupa devletlerinin Osmanlı ülkelerine karşı fiili müdahelelerini davete çalışacaklarını yazmış. (sf. 263)

   Papaz Efendi Kuyumcuyan’ın bir mülakatta bazı cevaplar vermiş. Üçüncü cevap çok dikkat çekici görünüyor.

    “Ermeni komitalarıyla ilişkim ve temasım yoktur; fakat Anadolu’da birtakım mezalim yapıldığından şikayet ediyorlar, bunu biliyorum. İngiltere ve Amerika’da teşhir edilen facia tabloları ve bu mezalime ait yayınlar bir Ermeni sıfat ve seciyesiyle beni üzmektedir. Benim kişisel kanıma göre bütün bu mezalimin bağımsız sebebi, Sultan Abdülhamid’dir. Ermeni komitalarının tek bir gayesi olduğunu bilirim ki o da Ermeni milliyetini bağımsız bir şekilde ihya etmek ve bunu Devlet-i Aliyye’ye kabul ettirmektir. (sf. 311)

    Yukarıdaki alıntıları dikkatli şekilde okursak Ermenilerin o dönemki genel düşünce dünyasını net şekilde anlarız. Bu düşmanlık öyle ileri seviyeye gitmiştir ki tehcirle sonuçlanan bir evreye geçmiştir. Ne yazık ki Ermeniler bunu da mezalim tablosuna(!) yazıp günümüze kadar diaspora yoluyla dünyada siyasi sopa olarak bize karşı kullandı.

    Bununla birlikte Ermenistan devleti kurulduktan sonra Erivan’da tek Türk’ün varlığına dahi tahammül edememiştir ve Türk’e dair izleri de silmiştir. Düşmanlık yakın döneme kadar kanlı şekilde devam etmiş olup Karabağ’da kendini göstermiştir. Hocalı katliamı zihinlerde hala tazedir. Tabi ki 28 yıl sabredip 2021 yılında Karabağ yeniden özgürleşip Türk’ün oldu. Bu zaferin mutluluğunu yaşadık lakin yukarıdaki satırlar zihnimizde hep şunu diri tutmalı. Bugün biraz sessizliğe gömülmüş olabilirler çünkü yenilginin ağırlığı üstüne çökmüş durumda fakat Kuyumcuyanların fikirleri her daim günceldir. Tarihin rafına kaldırıp atılmamıştır. Bundan da ötesi aynı düşünce içinde olan İsrail, Rum, Rus vb. toplumların varlığını da asla göz ardı etmemeliyiz.

   Tahsin Paşa hatıraları bir milletin düşkünleşmeye başladığında düşman tarafından nasıl görüldüğünü net şekilde bize anlatmış. Öncelikle düşmememiz gerekir, ardından düşmanı hiç unutmamamız gerekir.

Eser: Tahsin Paşa, 2. Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları, Kapı Yayınları, İstanbul, 2021

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER