Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ALİ CAN

KULA AKŞAMLARINI ÖZLER Mİ İNSAN?

   Karakavruk Camii, Kestaneciler Konağı, Arasta, EssanlarKonağı, Zühtü Bey Konağı, Çukur Çeşme… Daha fazla uzatmayayım. Yanık Ülke lakaplı Kula’nın yüzlerce güzelliğinden sadece bazılarını saydım. 

  Nereden esti diye sormayın. İnsanın aklına durduk yere bazen farklı şeyler geliyor. Buna sebep olan şey de geçen günlerde yediğim cevizli ekmek. Kula’nın fırınlarında karakılçık buğdayından yapılmış ekmek hanemize kadar geldi. Ben ekmeği görünce kendimi Kula’ya gitmiş gibi hissettim. 

   Bir ekmeğin ardından yapılan bu yolculuk zamanın durduğu şehre götürdü beni. O eski konakların arasındaydım. Bu kez farklı olarak akşam vaktiydi. Issız sokakların iki yanına dizilmiş heybetli konakların arasında yürüyordum. Uzaklardan gelen cılız bir köpek havlamasını saymazsak beni ürkütecek bir şey yoktu. 

  Aksine ahşap cumbalı, kiremit çatılı konakların camlarından dışarı vuran sarı ışıklar zamanın durduğunu işaret eder gibiydi. Burada ses yok, burada araba yok, burada ışıltılı hayatlar yok. Koca kapıların ardında Anadolu’nun güzel, mütevazı insanları var, diye düşünüyorum. Yürüdüğüm her sokakta gecenin ayazına rağmen içimin ısındığını hissediyordum.

Kabana sarılmış bir adam karşımdan geliyordu. Yaklaştı. Samimiyetle bir selam verdi. “Gecenin bu vakti hayır olsun?” diye sordu. “Hiç özlediğim güzellikleri arıyorum.” deyince bir mecnuna çarpıldım herhalde, diye düşünüp yeniden kabanının içine gömüldü. Onu ardımda bıraktım. Öpüşen çatıların altından geçiyordum. Sanki geçmiş zamanın insanın sıcaklığı kadar birbirine yakındı. Birkaç sokak kıvrılınca genişçe bir meydana gelivermiştim. İleride küçük ahşap dükkanlar dikkatimi çekti. Birkaçı hariç hepsi kapalıydı. Yavaş adımlarla önünden geçiyordum. Semerciler, testiciler, dokumacılar neredeydi? Çoktan göçüp gitmişlerdi. Oysaki ben hala geçmişin hayalindeydim. Saat tik tak ilerliyordu. Geç olduğunu fark ettim. 

Essanlar Konağı beni bekliyordu. Ahşap kapının tokmağını yavaşça çevirdim. Ağır adımlarla merdivenlerden çıktım. Kendimi konağın sofasında buluvermişim. Kahve kokusu ve lokum tadında dostlarla sohbet ediyordum. Gecenin ayazı iyiden iyiye arttı. Karşı mahallelerde birkaç sarı ışık, ahşap kokulu evler, Türk kahvesi ve kültür tadında sohbetler… 

İnsan daha ne ister. Bir ekmek insana ne hayaller kurduruyor. Özlemişim, hele de Kula akşamlarını… Belki de bu hayaller ondandır. Kula için ne denilse azdır. Kadim Türk kültürünün eşsiz güzellikleri zamanın içinde unutulmuş gibidir. Gidip görmeden birçok şey eksik kalır. Gidip görmek görüp de keyif almak dileğiyle.

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER