Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ALİ CAN

ATSIZ FETİŞİZMİ VE ÜLKÜYÜ YAŞAMAK

                               

           Maddeler halinde yazılmış bir yazı dikkatimi çekti, hemen okumaya başladım. Her bir maddede daha keskin ifadeler gördükçe gözüm büyüdü. Sert, keskin, idealist bir yazıydı bu. Uygulamak için gerçekten inanmış insanlar topluluğu lazımdı. Neyden bahsettiğimi çok da uzatmadan dile getireyim. Hüseyin Nihal Atsız milli kültürün yaşamasına dair “Milli Koruma Kanunu” adında on beş madde sıralamış. Öncelikle maddelere bakalım lafın gerisini söylemek de sonraya kalsın.

  1. Gazetelerden başlayarak tabelalara kadar her türlü yazılı yayın vasıtalarından, imla yanlışları için tekerrüründe şiddetlenmek üzere para cezası alınır.
  2.  Okullarda imlaya ehemmiyet verilir ve bir tatil devresinde bütün öğretmenler kursa çekilerek imlası doğru olmayanlar meslekten çıkarılır.
  3. Resmi evrakın doğru yazılması için daktilolar kursa ve imtihana tabi tutulur ve başaramayanlar işlerinden çıkarılır.
  4.  Tarihçilerle dilcilerden mürekkep bir heyet Türkiye’de Türkçe olmayan adların değiştirilmesi işini üzerine alır. Türkçe olmayan müessese ve coğrafya adlarını en uygun şekilde Türkçeleştirir. Bilhassa Türkçe değil zannıyla cahil gayretkeşler tarafından değiştirilen ve Oğuz boylarına, oymaklarına ait olan yer adları tekrar eski yerlerine verilir (Tarihi bir ananesi olan Konya, Kastamonu vesaire gibi meşhur ve büyük şehir ve kasabalar tabii bundan istisna edilir).
  5.   Bundan sonra doğacak çocukların adlarının mutlaka Türkçe olması mecburiyeti konur. Fakat uydurma adlara mani olmak için bu heyet tarafından bir ad cetveli yayınlanır. İsteyenler çocuklarına bir de İslami göbek adı takabilirler.
  6. Soyadı kanunu değiştirilerek soyadlarının başa alınması ve mutlaka “oğlu” veya “gil” ile bitmesi sağlanır. Herkese tarihi soyadını kullanma müsaadesi verilir. Yeniden alınacak soyadlarının Türk dili ve zevkine uygun olması mecburiyeti konur. Azınlıklar soyadlarını ve adlarını almakta serbest bırakılır.
  7.  “Bay” ve “Bayan” hakkındaki kanun ilga olunarak eski elkap ve unvanlar asri bir şekilde canlandırılır ve kime ne deneceği kesin olarak belli olur. Bu hususun hazırlanmasında Anadolu örfü dikkate alınır.
  8.  Türk dilbilgisi ile Türk tarihi dersleri ilkokuldan lisenin sonuna kadar, her yıl biraz daha mufassallaşmak üzere tekrar edile edile Türk gençliğine sindirilir ve böylelikle olgunluk imtihanına girerken Malazgird savaşını bilmeyen gençlere rastlamak hicabı önlenir. Türk tarihi, umumi tarihten ayrı bir ders olarak okutulup asıl ehemmiyet buna verilir.
  9.  Resmi ve hususi inşaatta milli mimarlık tarzımızın devamı için bu işler kontrol altına alınır.
  10.  Bilhassa ordu ve maarifte milli ananeden mülhem sıhhi, pratik ve ucuz kıyafetler kabul olunur ve bunların kabulünde Batıya karşı hiçbir aşağılık duygusuna kapılmadan hareket olunur. Avrupa’nın eski dini üniversitelerinden gelen ve bizim profesörlerimiz tarafından, şahsiyetleri pahasına körü körüne kabul olunan o gülünç papaz kılığı kaldırılır.
  11. Asrın hızla geliştirdiği medeni ihtiyaçlar ve vasıtalar dolayısıyla her gün yeni yeni terimler çıkmakta ve bunlar dilimize aynen girmekte olduğundan Türkçenin yabancı kelimeler tarafından istilasını önlemek için gerçekten ilmi bir Dil Kurumu kurulur ve bunun vazifesi her türlü ilim ve ihtisas şubelerine giren yabancı sözlerin derhal en iyi, Türkçe karşılığını bulmak olur.
  12.   Anadolu Türkleri örfünün dikkatle incelenmesi neticesinde, bu incelemeden alınacak ilham ve bilgi ile yeni bir Medeni Kanun ve Ceza Kanunu tedvin edilir.
  13.  Maziden kalan bütün milli kültür ve medeniyet eserlerimizin hızla onarılmasına başlanır ve bunları tahrip edenler hakkında ağır cezalar konur.
  14.  Sönmekte olan milli sanat ve sporlarımızı, diriltmek için tedbirler alınır, gerekirse bunları öğrenmek için mektepler açılır.
  15.  Ve nihayet devletimizin adı tam Türkçe olarak değiştirilir ve “TÜRKİYE” yerine “TÜRKELİ” kabul olunur. (1)

İşte böyle…

Uzun uzun madde değerlendirmesi yapmak gerekmiyor. Özünü kavrasak yeterli. O zaman şöyle bir durum akla geliyor. Bu çağ her şeyi tükettiği gibi isimleri de tüketme veya onu sıradanlaştırma konusunda mahir. Çünkü insan bir eylemde bulunmak yerine bir dala tutunmayı tercih ediyor. Onun düşünce konforu içinde kaybolup gitmek, böylece kendi sorumluluğunu bertaraf etmek istiyor. Mesele sadece Atsız meselesi değil. Birçok isim eklenebilir. Burada on beş maddeyi görünce fetişizme tutulan insanlar aklıma geldi. Atsız aşağı Atsız yukarı…

Kitaplar on binler satılıyor, posterler paylaşılıyor, sözler ekran ekran önümüze düşüyor, yazılar yazılıp düşünceler dile getiriliyor.

Ama sadece bu kadar, iş icraata gelince tıkanıyor. Bir vatansever haydi bu on beş maddeyi uygulamıyor diyelim , var mısın denilse ne kadar kendini hazır hissediyor. Bu keskin istekler karşısında eğer kendisi yapamayacaksa veya yapmıyorsa en azından özeleştiri yapıyor mu bunu sormak lazım.

 Konfor çağında imlası doğru olmayan meslekten çıkarılabilir mi? Ne münasebet efendim. O kadrolar bizim hakkımız kim çıkaracakmış.

Konfor çağında Malazgird Savaşı’nı bilmeden çocuk ilerleyebilir mi? Aaa onu da bilmeyiversin. O kadar fenomen, ünlü tanıyor, bir sürü de lakırdı, malayani iş biliyor. Malazgird de neymiş!

Konfor çağında milli mimari uygulanabilir mi? Beton çağındayız. Kulelerde, binalarda betonarmenin kucağındayız. Türk evi modeli de ne oluyormuş. Hem onlar Rum evi diyen zavallılar da var onlara inanır geçeriz. Cumbalı Türk evi de olmayıversin.

Lafı uzatmayalım. İsimlere değer verirken, o mümtaz şahsiyetlerin düşüncelerini ne kadar benimsiyoruz, ülkülerini ne kadar uyguluyoruz ona bakalım.

  • Kaynak: Milli Mecmua dergisi, sayı:1 ocak-şubat-2018

Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER